26 makale · 50+ kavram · 7 kategori

Sözümüz, düşünmek ve akletmek isteyen azınlığadır.

Kur'an'ı Aristo mantığının değil, kendi mantığının çerçevesinde anlama çabası. Geleneksel kalıpları aşan, akıl ve muhakeme temelli bir yaklaşım.

Melek gerçekten kanatlı bir varlık mıdır?

Temel İlkelerimiz

Bu platformun dayandığı dört temel yaklaşım.

Akıl ve Mantık Temelli

Kur’anı geleneksel kalıpların ve Aristo mantığının dışında, kendi iç mantığıyla anlamaya çalışıyoruz.

Kur’an Merkezli

İsrailiyat etkisini, hadis rivayetlerinin sorunlarını ve Tevrat kaynaklı anlatıları eleştirel gözle değerlendiriyoruz.

Sorgulayıcı

Sorgulamak imanın zıttı değildir. Kur’an sürekli olarak “akletme”, “düşünme” ve “tefekkür” çağrısında bulunur.

Yaşam Odaklı

Din, ölüm sonrası için değil, yaşam için bir rehberdir. Cennet ve cehennem bu dünyanın kavramlarıdır.

Kavramlar

51+

Bildiğiniz anlamlardan farklı bir bakış. Geleneksel ve yeni yorum yan yana.

MelekGeleneksel İslam inancında melekler, nurdan yaratılmış, cinsiyetsiz, yemeyen-içmeyen ve Allah'a mutlak itaat eden manevi varlıklardır. Cebrail vahiy getirmek, Mikail rızık ve tabiat olaylarını yönetmek, Azrail can almak, İsrafil ise Sur'a üflemekle görevlidir. Ayrıca kiramen katibin adı verilen yazıcı melekler insanın amellerini kaydeder. Meleklere iman, İslam'ın altı iman esasından biri olup meleklerin varlığını inkar etmek kişiyi iman dairesinin dışına çıkarır.Bu yaklaşımda melek kavramı, insandaki olumlu güçleri, melekeleri ve üstün yetenekleri temsil eden sembolik bir ifadedir. Arapça'da 'melek' kelimesinin kökü olan 'meleke', güç ve yetenek anlamına gelir; bu etimolojik bağlantı kavramın özünü açıkça ortaya koyar. Kur'an'da meleklerin farklı görevlerle tanımlanması, insanın içindeki farklı olumlu kapasitelerin — akıl, merhamet, adalet duygusu, yaratıcılık gibi — çeşitliliğine işaret eder. Meleklerin Allah'a secde etmesi, bu üstün yeteneklerin bilinçli bir şekilde doğru amaca hizmet etmesinin sembolüdür. Bu okumada melekler, dışarıda bir yerde uçan varlıklar değil; insanın kendi içinde keşfetmesi ve etkinleştirmesi gereken pozitif potansiyellerdir.
CinGeleneksel İslam inancında cinler, ateşten (dumansız, yakıcı bir alevden) yaratılmış, insanlar gibi irade sahibi olan görünmez varlıklardır. İnanan ve inanmayan cinler bulunur; Cin Suresi'nde bir grup cinnin Kur'an'ı dinleyerek iman ettiği anlatılır. Cinlerin insanlara musallat olabileceği, çarptığı ve hatta beden üzerinde hakimiyet kurabileceği yaygın olarak kabul edilir. Hz. Süleyman'ın cinleri emri altına alması, cinlerin fiziksel dünyada iş görebildiklerinin delili olarak gösterilir.Bu yaklaşımda cin kavramı, gizli kalan, görünmeyen gerçeklikleri ve örtülü olguları temsil eder. Arapça'da 'cinn' kökü, gizlilik ve örtülü olma anlamı taşır; nitekim 'cennet' (gizli bahçe) ve 'cenin' (ana rahmindeki gizli varlık) kelimeleri de aynı köktendir. Kur'an'da cinlerden söz edilmesi, insanın henüz tam olarak kavrayamadığı, algı sınırlarının ötesindeki gerçekliklere dikkat çekmek olarak okunabilir. Hz. Süleyman kıssasında cinlerin hizmet etmesi, bilinmeyen güçlerin ve gizli bilginin akıl yoluyla kontrol altına alınmasının sembolik anlatımıdır. Bu bakış açısıyla cin, doğaüstü bir yaratık değil; keşfedilmeyi bekleyen, henüz aydınlatılamamış bilgi ve olgu alanlarının metaforudur.
ŞeytanGeleneksel İslam inancında şeytan (İblis), Allah'ın Hz. Adem'e secde emrine kibrinden dolayı karşı gelen ve bunun sonucunda ilahi huzurdan kovulan bir varlıktır. Kıyamete kadar insanları doğru yoldan saptırmak için Allah'tan mühlet almış olup vesvese vererek, günaha teşvik ederek ve hakkı batıla karıştırarak görevini sürdürür. Şeytandan Allah'a sığınmak (istiaze) her Müslümanın günlük ibadet hayatının ayrılmaz bir parçasıdır. Şeytan, kötülüğün ve isyanın sembolü olarak İslam kozmolojisinde merkezi bir yere sahiptir.Bu yaklaşımda şeytan, insandaki olumsuz dürtüleri, yıkıcı eğilimleri ve negatif içgüdüleri temsil eden sembolik bir kavramdır. İblis'in Adem'e secde etmeyi reddetmesi, kibir ve üstünlük duygusunun akla ve bilinçli gelişime boyun eğmemesinin alegorisidir. Şeytanın 'vesvesesi', insanın kendi iç dünyasında deneyimlediği mantıksız korkular, bencil hesaplar ve yıkıcı düşünce kalıplarıdır. Kur'an'ın şeytanı bir düşman olarak tanımlaması, insanı bu iç tehditlere karşı uyanık olmaya ve öz-farkındalık geliştirmeye çağırır. Dolayısıyla şeytana karşı korunmak, dışsal bir varlıktan kaçmak değil; kendi bilincini arındırmak, eleştirel düşünmek ve olumsuz dürtüleri akılla yönetmek anlamına gelir.

Okuyucu Yorumları

Düşünen azınlığın sesi

Kur'an'ı bu kadar farklı ve mantıklı bir perspektiften ele alan başka bir kaynak bulamadım. Her makale, düşünce dünyamı genişletiyor.

MK

Mehmet K.

Mühendis

Metodoloji

Arama

Sayfa, yazı veya kavram arayın.