Kur'an Mantığı, Din Anlayışı ve Düşünce Sistemi
Genel Çerçeve
Kur'an Mantığı, Din Anlayışı ve Düşünce Sistemi
Genel Çerçeve
Bu belge; mevcut din anlayışının sorunlarını, Aristo mantığı ile Kur'an mantığı arasındaki temel farkları, "mucize" kavramının eleştirisini, Kur'ani kavramların doğru anlaşılması gerekliliğini ve düşünce temelli yeni bir yaklaşım çağrısını kapsamaktadır.
1. Mevcut Din Anlayışının Temel Sorunları
1.1 İbadet ve Ritüel Odaklı Din Algısı
Bugünkü yaygın din anlayışı; namaz, ibadet ve ritüelleri merkezine alan, bunları "öbür dünya" endeksli bir yaşam biçimine indirgeyen bir yapıdadır. Bu anlayışta din, bu dünya için değil, ölüm sonrası için yaşanır. Cennet kazanmak ve cehennemden korunmak temel motivasyon kaynağıdır.
Bu yaklaşımda:
- Namaz, "Allah'ın emri" olarak sunulur; kişiye yaşamda ne kattığı sorgulanmaz.
- Ölüm sonrası vaatler (cennet/cehennem) ile insanlar motive edilmeye çalışılır.
- Aklın kullanılması ikinci plana itilir, hatta reddedilir.
- "İman edeyim, ibadet edeyim, cenneti garantileyeyim" mantığı hakimdir.
1.2 Gençlerin Dinden Uzaklaşması
Müslüman aileler, çocuklarının deist veya ateist olmasından şikayet etmektedir. Bu durumun temel nedenleri:
- Çocuklara aktarılan din, ne Kur'an'da ne de yaşamda bir karşılık bulmaktadır.
- Çocuklar aslında ana-babalarını taklit etmektedir; ibadetlerin ne anlama geldiğini kavrayamamaktadır.
- Kılınan namaz, yaşamda bir farkındalık yaratmamakta, kişiye bir özellik katmamaktadır.
- Gençler için ölüm çok uzak bir kavramdır; ölüm sonrası vaatler onları motive etmemektedir.
- Biraz din bilgisi aldıklarında veya çevrelerini gördüklerinde, anlatılan dinde bir anlam bulamayıp reddetmektedirler.
Asıl sorun çocuğun dini terk etmesi değil, ana-babanın kıldığı namazın ve yaşadığı dinin niteliğidir. Eğer ibadetler kişiye gerçek bir kazanım sağlasaydı, kişi bu kazanımın şahidi olur ve çocuğuna da bunu somut olarak aktarabilirdi.
1.3 Ölüm Odaklı Din
Mevcut din anlayışı ölümle ilgilidir, yaşamla ilgili değildir:
- Öbür dünyada cenneti kazanmak birincil hedeftir.
- Gazi veya şehit mertebesine ulaşmak yüceltilir.
- Bu din, yaşama dair bir şey söylememektedir.
Kritik bir soru: Kitleleri gazi veya şehit olmaya sevk eden liderler, pirler ve mürşitlerin kendi çocukları hiçbir zaman şehit veya gazi olmamaktadır. Eğer bu mertebe gerçekten en yüce makamsa, neden kendi çocuklarını bu yola yönlendirmezler?
Ayrıca Hz. Peygamber birçok savaşa katılmış olmasına rağmen, şehitlik en yüce makam ise, kendini delice bir fedakarlıkla şehadet mertebesine taşımamıştır. Bu durum, şehitlik kavramının bugünkü kullanımının sorgulanması gerektiğini gösterir.
1.4 Anlatılan Din, Kur'an'ın Dini Değildir
İnanılan ve aktarılan din, aslında Kur'an'ın dini değildir. İnsanlar masallara, hikayelere ve mitolojilere, evliya hikayelerine inanmaktadır. Bu, din değildir. Ne Kur'ani anlamda ne de yaşamsal anlamda bir karşılığı vardır.
2. Aristo Mantığı ve Tarihsel Arka Plan
2.1 Aristo Mantığının Önemi
Aristo (Aristoteles), mantık kurallarını sistematize eden büyük bir düşünürdür. Ortaya koyduğu mantık kuralları şunları kapsar:
- Akıl etme ve akıl yürütme teknikleri
- Doğru düşünme yöntemleri
- Doğru çıkarımlar yapma prensipleri
Bu konularda birçok kitap yazmıştır. Aristo mantığı, batı ve doğu medeniyetlerinin (İslam medeniyeti dahil) gelişiminin temelini oluşturmuştur. Bugünkü bütün keşif, icat ve bilimsel gelişmeler Aristo mantığı üzerinden yürümüştür.
2.2 Aristo Öncesi Mantık
Aristo'dan önce de Çin'de, Hindistan'da ve Mısır'da sistematize edilmemiş bir mantık anlayışı mevcuttu. Ancak bu, bir disipline ve ilme dönüştürülmemişti. Bu şeref Aristo'ya aittir; o, sistematik bir disiplin ortaya koymuştur.
2.3 Yunan Eserlerinin İslam Dünyasına Aktarılması
Emevi ve özellikle Abbasi döneminde tercüme büroları kurulmuştur. Yunan eserlerinin neredeyse tamamı Arapçaya kazandırılmıştır. Müslüman Arap düşünürler bu eserleri çok önemsemiş ve yeni bir dünya ile karşılaşmışlardır.
Özellikle Aristo'nun mantığı çok cazip bir bilgi kaynağına dönüşmüştür. Medreselerde fıkıh, kelam, tefsir ve diğer İslami bilimlerin yanında matematik, kimya ve fizikle birlikte mantık bilimi neredeyse en ön sıralarda yer almıştır. Çünkü Aristo mantığı bir düşünce biçimi, bir akıl yürütme tekniği ve bir metottu.
2.4 İslam Filozofları ve Aristo Mantığı
İslam filozofları (El-Kindi, Farabi, İbn Sina, İbn Rüşd) Aristo mantığını çok ileri taşımışlardır. Hatta bazıları Kur'an'a arkalarını dönmüşlerdir; çünkü zihin dünyalarında Aristo mantığı çok daha iyi bir düşünce alanı ve düşünme becerisi geliştiriyordu.
Kur'an'a arkasını dönmeyenler ise Aristo mantığını kullanarak Kur'an'ı tefsir etmeye başlamışlardır. Bu, çok büyük bir yanılgıya yol açmıştır.
2.5 Aristo Mantığının Niteliği
Aristo mantığı bir yönüyle materyalist mantıktır (materyal mantık). Sol, sağ, muhafazakar bütün kesimleri kapsayan bir mantık ortaya koymuştur. Eleştirilmesi gereken mantığın kendisi değil, bu mantığın Kur'an'ı yorumlamak için kullanılmasıdır.
3. Kur'an Mantığı
3.1 Çelişmezlik Prensibi ve Kur'an
Kur'an'da "Siz bu kitapta bir çelişki bulamazsınız" ayeti bulunmaktadır. "Çelişki bulamazsınız" ifadesi, çelişmezlik prensibini işaret eder. Çelişmezlik prensibi, aklın temel prensiplerinden biridir. Bu, Kur'an'ın kendine mahsus bir mantığının olduğunu gösterir.
3.2 Kur'an Mantığı ile Aristo Mantığı Arasındaki Çelişki
Aristo mantığıyla Kur'an mantığı karşılaştırıldığında, birbiriyle çelişen iki farklı mantık türü ortaya çıkmaktadır. Aristo mantığıyla tefsir edilen Kur'an yorumları, Kur'an'ın kendi mantığıyla çelişen bir mantıkla yola çıktıkları için ciddi sorunlar doğurmuştur.
Bütün mevcut tefsirler — ister fıkhi tefsirler, ister kelami tefsirler, ister tasavvufi tefsirler olsun — tamamı Aristo mantığı baş tacı edilerek yapılmış tefsirlerdir.
3.3 Somut Örnek: Hz. İbrahim'in Ateşe Atılması
Bu çelişkinin en açık örneklerinden biri Hz. İbrahim'in ateşe atılması hadisesidir:
- Kur'an'daki ifade: "Ey ateş, suhuletli (serin/güvenli) ol" denilmiştir.
- Aristo mantığına göre: Ateşin yakıcı özelliği vardır. Ateşe "yakma" dense bile ateş görevini yapar; yakmamazlık yapmaz.
- Çelişki: İki yaklaşım taban tabana zıttır.
- Alimlerin uzlaşısı: Hem Aristo mantığını hem de Kur'an ayetini reddedemeyen alimler, olayı "mucize" olarak nitelendirmişlerdir. Bu, bir uzlaşma girişimidir; ancak ne açıklama ne de anlama sağlamıştır.
Doğru yaklaşım: "Biz bunu şu an anlayamıyoruz, ilahi bir hükümdür, belki ileride anlarız" demek, mucize kavramını uydurmaktan çok daha dürüst ve tutarlı olurdu.
3.4 Kur'an Kur'an'la Anlaşılır
"Kur'an kendisini açıklayan bir kitaptır" ifadesi sıkça söylenmektedir. Bu ifadenin gerçek anlamı: Kur'an ancak kendi mantığıyla anlaşılabilir. Kur'an'ın kendine özgü bir mantığının olduğunu bilmek ve bunu sistematik bir şekilde ortaya koymak gerekmektedir.
3.5 Vahyi Mantık
Aristo mantığının yanı sıra bir de "vahyi mantık" (vahiy mantığı) vardır. Vahyi mantık, Aristo mantığından ve onun türevlerinden farklıdır. Tarih boyunca vahyi mantık, Aristo mantığıyla çeliştirilmiş ve fiili olarak Aristo mantığı kabul görmüştür. Aristo mantığının kabul görmesi sonucunda İncil, Tevrat, Zebur ve bütün dini eserler bu mantığa göre yorumlandığı için bozulmuştur.
4. Mantık Türleri
Mantık tek bir tür değildir. Aristo temelleri atmış, ancak sonraki alimler bu mantık anlayışını geliştirmişlerdir. Bilim dünyasında temelleri atılan şeyler, takipçileri tarafından geliştirilerek çok daha zengin bir anlayış ortaya çıkar.
Başlıca mantık türleri:
- Bulanık Mantık (Fuzzy Logic)
- Matematiksel Mantık
- Sembolik Mantık
- Zamansal Mantık
- Felsefi Mantık
- Diyalektik Mantık
- Soyut Mantık
- Formel Mantık
- Vahyi Mantık (diğerlerinden farklı bir kategori)
5. Mucize Kavramının Eleştirisi
5.1 Mucize Kavramı Kur'an'da Yoktur
"Mucize" kavramı Kur'an'da bulunmayan bir kavramdır. Alimler Aristo mantığıyla açıklayamadıkları Kur'an ayetlerini "mucize" diyerek geçiştirmişler ve bu kavramı Kur'an'a iftira ederek tefsirlere geçirmişlerdir.
Mucize kavramı ortaya atıldıktan sonra iş kolaylaşmıştır: Suyun ikiye yarılması, ayın ikiye yarılması gibi her olay bu kavram altına yerleştirilmiştir. Böylece Kur'an "anlaşılmaz bir kitap" olarak kabul edilmiştir.
5.2 Mucize Bir Manipülasyondur
Mucize kavramı bir manipülasyon aracıdır. Şu sorular sorulmalıdır:
- Dinler tarihinde (Hristiyanlık, Yahudilik, İslam) mucizeye şahit olan kaç kişi vardır? Diyelim ki 50-60 kişi veya en fazla birkaç bin kişi.
- Bu kişiler şahit olmuş olabilirler; ancak milyonlar ve milyarlar görmemiştir.
- Eğer mucize peygamberliğin kanıtıysa, biz görmedik; bizim için kanıt değildir.
- "Mucizeyi gördüm" diyenlerin hastalıklı bir beyin durumu, halüsinasyon veya yanlış anlama ihtimali her zaman mevcuttur.
- Açıklanabilir olaylar, nesilden nesile aktarılarak akıl dışı bir hal almış olabilir.
- Bir söz bir mahalleden diğerine geçerken bile üzerine eklemeler yapılır ve gerçekmiş gibi kabul edilir.
5.3 Mucizeyi Benimsemenin Sonucu
Mucizeyi benimsemek, aklı kiraya vermek anlamına gelir. Aklını kiraya veren kişi, mülkün gerçek sahibi (tarikatlar, cemaatler, dini otoriteler) tarafından istenildiği gibi kullanılır.
6. Kur'an'ın Tarihsel Bozulma Süreci
6.1 Emevilerden Günümüze
Kur'an'ın bu şekilde yanlış yorumlanması yeni değildir. Emeviler döneminden itibaren başlamıştır. Mucize kavramı ortaya çıktıktan sonra herkes tefsirlere kendi eklemelerini yapmıştır.
Not: Kur'an metnine bir şey eklenmemiştir; yorum ve tefsirlere eklemeler yapılmıştır.
6.2 Tasavvuf ve Hadis Etkisi
Tasavvuf dünyası, Kur'an anlayışını alt üst etmiştir. Hadis yoluyla da benzer bir bozulma yaşanmıştır. Yepyeni bir Kur'an anlayışı üretilmiştir — bu anlayış Kur'an'ın kendi mesajından uzaktır.
6.3 İslam Dünyasının Geri Kalma Nedeni
İslam dünyasının geri kalmışlığının sebebi bu yanlış din anlayışıdır. İnanılan din Kur'an'ın dini olmadığı için, Kur'an'ın akıl geliştirici, bilim geliştirici ve sosyal ilişkileri geliştirici potansiyeli kullanılamamıştır.
7. Kur'ani Kavramların Yeniden Anlaşılması
Aşağıdaki Kur'ani kavramlar, rasyonel ve anlaşılır bir şekilde yeniden ele alınmalıdır:
- Cin — bilinmez ve gizemli bir varlık değil, anlaşılabilir bir kavramdır.
- Şeytan — somut ve anlaşılır bir anlama sahiptir.
- Melek — bilinebilir bir kavramdır.
- Vahiy — anlaşılabilir ve açıklanabilir bir olgudur.
- Cennet — yaşamla ilişkili bir kavram olarak anlaşılmalıdır.
- Cehennem — yaşamla ilişkili bir kavram olarak anlaşılmalıdır.
- Allah — tanımlanabilir ve anlaşılabilir bir kavramdır.
- Rab — belirli bir anlama sahiptir.
- Hu — açıklanabilir bir kavramdır.
- Alemlerin Rabbi — anlaşılabilir bir ifadedir.
Temel ilke: Kur'an'ın bilinmez şeyler anlattığı iddiası yanlıştır. Eğer bir şey bilinmezse, neden anlatılsın? Kur'an'daki kavramlar bilinebilir ve anlaşılabilir şeylerdir.
8. Düşünen Azınlık ve Çoğunluk Meselesi
8.1 Kur'an'ın Tespiti
Kur'an'da açıkça belirtilmektedir:
- "İnsanların ekserisi (çoğunluğu) düşünmez."
- "İnsanların ekserisi akletmez."
8.2 Mesajın Gerçek Muhatapları
Kur'an'ın mesajı, bilgi ve vahyi mesajın gerçek muhatapları, düşünen, düşünmek isteyen ve akletmek isteyenlerdir. Bunlar azınlıktadır.
Çoğunluk "sürü"dür. Sürünün dini: ölümden sonra cennete gitmek, gazi veya şehit olmaktır. Sürüye söylenebilecek bir şey yoktur.
8.3 Hedef Kitle
Hedef kitle:
- Düşünmek isteyen veya düşünmeyi benimseyen kişiler
- Düşünmeye gayret edenler
- Akledenler
- Toplumsal meselelerle dertlenenler
Bu, toplumda bir azınlıktır; ancak değişim bu azınlıktan başlayacaktır.
9. Mevcut Dini Kurumların Eleştirisi
9.1 Cemaatler ve Tarikatlar
Günümüzdeki cemaatler ve tarikatlar:
- Sadece liderlerini, önderlerini ve yöneticilerini zenginleştirmektedir.
- Holdingleşmekte ve para odaklı çalışmaktadır.
- Yönettikleri kitlenin dini ise, bu mürşitlerin köleliğini benimsemektir.
9.2 İlahiyat Fakülteleri
İlahiyat Fakülteleri ve burada okutulan bilgiler de mevcut siyasal ve sosyal sistemin olduğu gibi muhafaza edilerek devam etmesine hizmet etmektedir. Bu konuda kurumsal bir görev üstlenilmektedir.
10. Temel İlkeler ve Çağrı
10.1 Yeni Yaklaşımın Temelleri
- Kur'an, kendi mantığıyla anlaşılmalıdır (Aristo mantığıyla değil).
- Din, ölüm sonrası değil yaşam için olmalıdır.
- Akıl ve düşünce merkeze alınmalıdır.
- Kur'ani kavramlar rasyonel ve anlaşılır biçimde ele alınmalıdır.
- Mucize gibi Kur'an dışı kavramlar reddedilmelidir.
- Masal, hikaye ve mitolojilerden arınılmalıdır.
10.2 Hareketin Nitelikleri
- Cemaat, tarikat ve tasavvuf dışında bir harekettir.
- İlim ve hikmete dönük bir harekettir.
- Herhangi bir siyasi hedefi yoktur.
- Siyasi amaç taşıyanlar bu hareketten uzak durmalıdır.
- Topluma yeni bir Kur'an anlayışı kazandırmayı hedeflemektedir.
- Sosyal bir hareket olarak tasarlanmıştır.
10.3 Eleştirel Düşünce Çağrısı
- Anlatılanlara tepkiyle yaklaşmak yerine düşünmek gerekir.
- Sorgulamak esastır.
- Eleştiri yapıcıdır ve teşvik edilir.
- Eski, klasik dini algının ve Kur'an algısının günümüzde geçerliliği sorgulanmalıdır.
Özet Kavram Haritası
| Kavram | Mevcut Anlayış | Önerilen Yaklaşım |
|---|---|---|
| Din | Ölüm sonrası odaklı | Yaşam odaklı |
| Akıl | Reddedilen veya ikinci planda | Merkezde, temel araç |
| Kur'an | Anlaşılmaz, mucizevi | Anlaşılabilir, kendi mantığıyla çözümlenebilir |
| Mantık | Tek tip (Aristo) | Çoklu mantık türleri; Kur'an'ın kendine özgü mantığı |
| Mucize | Peygamberlik kanıtı | Kur'an dışı bir kavram, manipülasyon aracı |
| Tefsir | Aristo mantığıyla yapılmış | Kur'an mantığıyla yapılmalı |
| İbadet | Ritüel, taklit | Farkındalık yaratan, yaşama katan |
| Kavramlar (cin, melek, vb.) | Gizemli, bilinmez | Bilinebilir, rasyonel |
| Cemaatler/Tarikatlar | Dini otorite | Eleştirel mesafe |
İlgili Kavramlar
Rab
Bireyin yaşam biçimini belirleyen ilke ve prensipler
Melek
İnsandaki olumlu güçler ve melekeler
Cin
Gizli kalan, görünmeyen gerçeklikler
Şeytan
İnsandaki olumsuz dürtüler ve negatif eğilimler
Vahiy
İçsel kavrayış ve derin idrak süreci
Mucize
İlim ve hikmetle ortaya konulan üstün performans
İlgili Yazılar
Kur'an'da Sembolizm, Adem Kavramı ve İsimlerin Öğretilmesi
Kur'an'daki kıssalar (Musa'nın denizi yarması, İbrahim'in ateşe atılması, Nuh'un gemisi vb. ) tarihsel olarak gerçekten yaşanmış olaylar olarak değil, sembolik anlatımlar (misaller) olarak değerlendirilmelidir. Bu hikayeler insanlığın ortak deneyimlerinden beslenen, insanları etkileyen anlatılardır.
Melek Kavramı — Kapsamlı Bilgi Dosyası (Bölüm 1)
Varlıklar iki temel kategoriye ayrılır: Hükmi varlıklar dış dünyada bağımsız gerçek varlıklar olarak mevcut değildir. Bunlar algısal gerçeklerdir, zihinsel değerlerdir. Gerçek varlıkların iman edilmesine ihtiyaç yoktur — dağ vardır, dağa iman etmeye gerek yoktur; nehir vardır, nehre iman etmeye lüzum yoktur.
RAB KAVRAMI: KURAN PERSPEKTİFİNDEN KAPSAMLI BİR ANALİZ
Rab sözcüğü sözlükte şu anlamlara gelir: Rab sözcüğü Kur'an'da 962 yerde geçmektedir. Bu denli yoğun kullanım, kavramın önemini kendiliğinden ortaya koymaktadır. Araplar günlük dilde "Rabbül beyt" (evin rabbi) ifadesini kullanırlar.
Kur'an'daki Musa ve Denizi Yarma Hikayesinin Analizi
Kur'an'daki Musa kıssaları, Musa'dan çok daha sonra Yahudi yazarlar tarafından düzenlenmiş hikayelerdir. Kur'an bu hikayeleri olduğu gibi aktarmaz; okumasını bilene bu hikayeler üzerinden anlamlı mesajlar verir. Kur'an'ın mesajını anlamak için hikayelerin literal değil, sembolik ve akli boyutuyla okunması gerekir.