Aristo Mantığı ve Kur'an Mantığı
Mantık Nedir?
Aristo Mantığı ve Kur'an Mantığı
Mantık Nedir?
Mantık, geçerli çıkarım biçimlerini inceleyen bir disiplindir. Olaylar ve olgular arasında anlamlı bağ kurup tutarlı çıkarımlar yapabilme becerisidir. Akıl yürütme süreçlerini inceler ve bu sayede doğru ile yanlış akıl yürütme arasındaki ayrımı belirler.
Mantık, doğru düşünmenin aletidir. Bir alet gibi düşünülmelidir. Mantık, akıl yürütmenin ya da tek akıl yürütme yönteminin bizzat kendisidir.
"Ben bunu kabul etmiyorum", "ben buna inanmıyorum" gibi hissi ifadeler tutarsızdır ve anlamlı değildir. Anlamlı olabilmesi için olaylar ve olgular arasında bağ kurup sonuçları tutarlı bir şekilde ortaya çıkaracak çıkarımlarda bulunmak gerekir.
Akıl Yürütme Nedir?
Akıl yürütme, olaylar ve olgular arasında bağ kurup anlamlı sonuçlar çıkarmaktır. Böyle bir bağ kurulmuyorsa ve çıkarılan sonuç yaşam dinamikleriyle, hayatın akışıyla ve Kur'an'ın mantığıyla çelişiyorsa, doğru bir sonuç çıkarılmış olunamaz.
İnsanlar genellikle ezberlerine göre yaşarlar, düşüncelerine ve akıl yürütmelerine göre değil. Bu nedenle kolaylıkla istismar edilebilirler. Mantık kurallarını bilmeyen ve uygulamayan insanlar, düşündüklerini ve akletiklerini iddia etseler bile gerçekte düşünmüyorlardır.
Aristo Mantığının Üç Temel Prensibi
1. Özdeşlik Prensibi
Bir şey ne ise odur. Siyah siyahtır, beyaz beyazdır. "Biraz siyah biraz beyaz" ya da "hem siyah hem beyaz" gibi ifadeler geçerli değildir. Formül olarak: A, A'dır. A, B olamaz.
2. Çelişmezlik Prensibi
Bir şeyin hem kendisi hem de başka bir şey olması mümkün değildir. Eğer bir şey hem A hem B ise orada bir çelişki vardır ve bu çelişki kabul edilemez.
3. Üçüncü Halin İmkansızlığı (Üçüncü Durumun Olanazsızlığı)
Bir önerme ya doğrudur ya yanlıştır. Üçüncü bir ihtimal yoktur. "Yarı doğru yarı yanlış" denilemez.
Bu üç prensip, tutarlı akıl yürütmenin, mantık oluşturmanın ve tutarlı çıkarımlarda bulunmanın temelidir.
Kur'an ve Çelişmezlik Prensibi
Kur'an kendisini tanıtırken "Bu kitapta bir çelişki bulamazsınız" der. Bu ifade, Aristo'nun akıl yürütme temellerinden biri olan çelişmezlik prensibini doğrudan yansıtır. Kur'an defalarca "Akletmiyor musunuz?" diye sorar; çünkü akletme ve akıl yürütmenin belirli prensiplere dayanması gerektiğini vurgular.
Çelişki Örneği: Hz. İsa Meselesi
Hucurat 49:13 Ayeti
"Sizi bir erkek ve bir dişiden dünyaya getirdik." Bu ayet bütün insanlığı, tüm varlıkları kapsayan genel bir hükümdür.
Yaygın İddia
Hz. İsa'nın babasız dünyaya geldiği iddiası Kur'an'a dayandırılır.
Çelişki Analizi
Bir taraftan İsa'nın babasız olduğu söylenirken, diğer taraftan "Sizi bir dişi ve bir erkekten dünyaya getirdik" ayeti bütün insanlık için geçerli bir hüküm olarak durmaktadır. Bu ikisi birbiriyle taban tabana zıttır. Eğer İsa'nın babasız olduğu kabul edilirse, bu ayet ile doğrudan çelişki oluşur ve Kur'an çelişkili bir kitap haline gelir.
Ali İmran 3:59 Ayetinin Doğru Anlaşılması
"İsa'nın meselesi Allah'ın indinde Adem'in meselesi gibidir." Bu ayet genellikle yanlış yorumlanır.
Yanlış yorum: "Adem'in babası yoktu, dolayısıyla İsa'nın da babası yoktur."
Mantıksal çürütme: Eğer İsa, Adem gibi ise ve İsa'nın annesi varsa ama babası yoksa; oysa Adem'in hem annesi hem babası yoksa, o zaman İsa Adem'e nasıl benzer? Tam bir benzerlik yoktur. Tersinden düşünülürse: İsa Adem gibiyse ve İsa'nın annesi varsa, o zaman Adem'in de annesi olmalıdır.
Doğru anlam: Hristiyan dünyası İsa'nın Allah'ın oğlu olduğunu, Rab olduğunu iddia eder. Kur'an bu ayetle şunu söyler: Adem nasıl topraktan yaratılmış bir kul ve insansa, İsa da tıpkı Adem gibi bir Ademoğludur. Ne Rab'dır ne de Allah'ın oğludur. Bu ayet yalnızca bu gerçeği mühürlemek ve damgalamak için indirilmiştir.
Bilimsel Bilgi ile Kur'an'ı Yorumlamanın Sakıncaları
Temel İlke
Kur'an bilimsel bilgi kullanılarak anlaşılamaz. Kur'an'ın mantığı ile bilimsel bilgi mantığı birbirine uymaz. Kur'an bilimsel bilgiye arz edilirse (karşılaştırılırsa), taban tabana zıtlıklar ortaya çıkar ve Kur'an baştan aşağı çelişkilerle dolu bir kitaba dönüşür.
Neden Bilimsel Bilgiyle Yorumlanamaz?
- Kur'an bir bilim araştırması yapılarak oluşturulmamıştır.
- Hz. Muhammed ne bir bilim adamıdır, ne coğrafyacı, ne fizikçi, ne kimyacıdır.
- Kur'an vahiy yoluyla ulaştırılmıştır.
- Kur'an'ın nazil olduğu coğrafyada (Mekke-Medine) fizik, kimya, matematik, coğrafya gibi bilimler yoktu.
- Kur'an bu bilimler gözetilerek ulaştırılmamıştır.
Tarihi Hata Geleneği
Bu hata geleneğinin öncülerinden biri Fahreddin Razi'dir; bilim üzerinden Kur'an'ı tefsir etmeye kalkmıştır. Bu gelenek sonraki dönemlerde de devam etmiştir. Hâlâ bazı akademisyenler ve ilahiyatçılar modern bilimin değerlerini kullanarak "Kur'an'da da bu vardır" demeye çalışmaktadırlar.
Somut Örnek: Dağlar ve Deprem
"Biz dağları çivi gibi yere çaktık" ayeti bazı ilahiyatçılar tarafından "dağlar depremi önlemek için çakılmıştır" şeklinde yorumlanmıştır. Ancak jeolojik gerçeklik bunun tam tersini gösterir: depremler dağlık bölgelerde meydana gelir, düz ovalarda değil. Dağlık bölgeler depreme müsait alanlardır. Bu yanlış yorum, ne bilimsel bilgiye ne de Kur'an'ın asıl söylemek istediğine dayanmaktadır. Ayetin gerçekte ne anlama geldiğini kavramak yerine, bilimsel bilgiyle uyumlu gösterme çabası büyük bir yanılgıdır.
Kur'an'ın Kendine Özgü Mantığı
Aristo Mantığından Farkı
Kur'an'ın mantığı Aristo mantığından temelden farklıdır. Kur'an'da bir şey aynı anda hem beyaz hem de siyah olabilir. Bu, Aristo mantığına taban tabana zıt bir mantıktır.
Kur'an'dan Örnekler
- "Geceyi gündüzden çıkardık" — Aristo mantığına uymaz.
- "Ölüden diri, diriden ölü çıkarıyoruz" — Bilimsel bilgiye ve bilimsel mantığa uymaz.
- "Ateşe dedik ki: yakma" — Ateş sözel bir buyruğu anlayamaz, ancak Kur'an bu şekilde ifade eder.
- "Ey yer ve gök, isteseniz de istemeseniz de ayrılıp gelin" dendi; yer ve gök "isteyerek geldik" diye cevap verdi — Bilimsel mantıkla yaklaşıldığında anlaşılamaz.
Mecaz Meselesi
Kur'an'daki bu tür ifadeler için "bu bir mecazdır" demek yeterli değildir. Her mecazın bir gerçekliği vardır; bir gerçek durumun mecaz yoluyla anlatımıdır. "Bu bir mecazdır" denildiğinde, hangi hakikatin mecazi anlatımı olduğu da açıklanmalıdır. Aksi halde hiçbir şey söylenmemiş olur.
Kur'an Mantığının Benzerlikleri
Kur'an'ın mantığı en çok şu modern mantık türlerine benzer:
- Kuantum Mantığı: Bir şey aynı anda her şeydir. Her şey aynı anda bir şeydir. Her şey birbirine dönüşmektedir.
- Bulanık Mantık (Fuzzy Logic): Bir şey her şeydir, her şey bir şeydir. Kesin sınırlar yoktur.
- Matematik Mantığı
Bu mantık türlerinin hepsi Aristo'nun temellendirdiği özdeşlik, çelişmezlik ve üçüncü halin imkansızlığı prensipleriyle çatışır.
Varlığın Fiili Mantığı
Doğanın Mantığı
Varlığın (doğanın) kendi içinde bir mantığı vardır. Bu bir fiili mantıktır, sözel değildir.
Örnekler
- Cemreler ve baharın gelişi: Toprağın, havanın ve suyun ısınması belirli bir düzene göre gerçekleşir. Halk bunu "cemrelerin düşmesi" olarak somutlaştırır.
- Ay ve güneş tutulmaları: Bilim insanları 3, 5, 10 yıl öncesinden ay ve güneş tutulmalarını tespit edebilmektedir. Bu, varlığın işleyişinin fiili bir mantığı olduğunun kanıtıdır.
- Yer çekimi: Bir kalemi bıraktığınızda düşer. Bu, varlığa ait bir mantıktır.
Fiili Mantığın Özellikleri
- Varlığın bu fiili mantığı, Aristo'nun özdeşlik, çelişmezlik gibi prensiplerine uymaz.
- Fiili olandır, sözel değildir.
- Ancak anlamlandırıldığında sözel hale taşınabilir.
Kur'an ve Fiili Mantık İlişkisi
Kur'an, varlığın bu fiili mantığını vahiy yoluyla sözel mantığa dönüştürmüştür. Varlık mantıksız hareket etmez. Varlığı doğru değerlendirebilip onun mantığını anlamlandırabilmek, Kur'an'ın mantığını da anlamlandırmak demektir.
Rüya, Vahiy ve Yaşam Mantığının Birliği
Rüyaların mantığı, vahyin mantığı ve yaşamın mantığı fiili olarak tektir. Bunların hepsi aynı fiili mantığa dayanır.
Bu mantığı gözlem yoluyla okuyup sonuçlar çıkarabilmek:
- Bilimsel anlamda gelişme kaydetmeyi sağlar.
- Zeka potansiyelini harekete geçirir.
- Akıl yürütme becerisini güçlendirir.
Aristo Mantığının Tarihsel Yolculuğu
- İslam dünyası Aristo mantığını güçlü bir şekilde benimsedi ve hayata geçirmeye çalıştı.
- Batı dünyası (Hristiyan dünya) Orta Çağ'da Yunan felsefesini "kafir işi" kabul ederek reddediyordu (skolastik düşünce dönemi).
- İslam dünyasının çeviri faaliyetleri ve medreselerdeki ilmi başarıları sayesinde, Hristiyan dünyası Yunan felsefesi ve bilimiyle yeniden tanıştı.
- Batı dünyası bu temelden hareketle mantık bilimini geliştirdi ve birçok yeni mantık türü üretmeye başladı.
Temel Çıkarımlar ve İlkeler
- Tutarlı, mantıklı akıl yürütme becerisini geliştirmek her şeyden önce gelir.
- Mantık kuralları olmadan düşünmek ve akletmek mümkün değildir.
- Kur'an'ı anlamak için önce akletme metodunu fark etmek, kullanmak ve hayata geçirmek gerekir.
- Kur'an bilimsel bilgiyle değil, kendi iç mantığıyla anlaşılmalıdır.
- Kur'an'ın mantığı Aristo mantığından farklıdır; kuantum mantığına, bulanık mantığa ve matematik mantığa daha yakındır.
- Varlığın fiili mantığı, Kur'an'ın mantığını anlamanın anahtarıdır.
- Kur'an, varlığın fiili mantığını vahiy yoluyla sözel mantığa dönüştürmüştür.
- Rüya, vahiy ve yaşam mantığı özünde tek bir fiili mantığa dayanır.
- Mecaz ifadeler için "bu mecazdır" demek yetmez; hangi hakikatin mecazi anlatımı olduğu açıklanmalıdır.
- Ezber ve taklitten uzaklaşıp bağımsız akıl yürütme becerisi kazanmak esastır.
İlgili Kavramlar
Rab
Bireyin yaşam biçimini belirleyen ilke ve prensipler
Cin
Gizli kalan, görünmeyen gerçeklikler
Vahiy
İçsel kavrayış ve derin idrak süreci
Asa
İlim, hikmet ve argüman gücünün sembolü
Âdem
İnsanlığın sembolik temsili ve bilinç potansiyeli
Allah
Mutlak varlık, tüm isimlerin ve sıfatların kaynağı
İlgili Yazılar
Kur'an Mantığı, Din Anlayışı ve Düşünce Sistemi
Bu belge; mevcut din anlayışının sorunlarını, Aristo mantığı ile Kur'an mantığı arasındaki temel farkları, "mucize" kavramının eleştirisini, Kur'ani kavramların doğru anlaşılması gerekliliğini ve düşünce temelli yeni bir yaklaşım çağrısını kapsamaktadır. Bugünkü yaygın din anlayışı; namaz, ibadet ve ritüelleri merkezine alan, bunları "öbür dünya" endeksli bir yaşam biçimine indirgeyen bir yapıdadır. Bu anlayışta din, bu dünya için değil, ölüm sonrası için yaşanır.
Kur'an'da Sembolizm, Adem Kavramı ve İsimlerin Öğretilmesi
Kur'an'daki kıssalar (Musa'nın denizi yarması, İbrahim'in ateşe atılması, Nuh'un gemisi vb. ) tarihsel olarak gerçekten yaşanmış olaylar olarak değil, sembolik anlatımlar (misaller) olarak değerlendirilmelidir. Bu hikayeler insanlığın ortak deneyimlerinden beslenen, insanları etkileyen anlatılardır.
Varlığın Mantığı, Vahiy ve Akletme
Bu belge; akletme, varlığın mantığı, vahyin doğası, Kur'ani kavramların yorumu ve ilgili felsefi-teolojik konuları kapsamlı biçimde ele almaktadır.
RAB KAVRAMI: KURAN PERSPEKTİFİNDEN KAPSAMLI BİR ANALİZ
Rab sözcüğü sözlükte şu anlamlara gelir: Rab sözcüğü Kur'an'da 962 yerde geçmektedir. Bu denli yoğun kullanım, kavramın önemini kendiliğinden ortaya koymaktadır. Araplar günlük dilde "Rabbül beyt" (evin rabbi) ifadesini kullanırlar.