Akıl ve Mantık Önceliği
Her yorum ve analiz, akıl ve mantık süzgecinden geçirilir. Dogmatik değil, rasyonel bir yaklaşım benimsenir.
Bu düşünce platformunu şekillendiren temel ilkeler
Her yorum ve analiz, akıl ve mantık süzgecinden geçirilir. Dogmatik değil, rasyonel bir yaklaşım benimsenir.
Kavramlar, Arapça kök anlamları ve dilbilimsel bağlamlarıyla ele alınır. Yanlış çeviriler ve anlam kaymaları tespit edilir.
Ayetler, tek başına değil Kur'an'ın genel mesajı ve bağlamı içinde değerlendirilir.
Geleneksel yorumlar sorgulanır, alternatif perspektifler sunulur. Her okuyucu kendi sonucuna varmaya teşvik edilir.
Tüm makaleleri kategoriye göre keşfedin. 26 makale.
Bakara suresinde yaklaşık 14 ayet üzerinden anlatılan bir kıssa bulunmaktadır. Bu kıssa Hz. Musa dönemine ait olup Yahudi kavmiyle ilgilidir.
Kur'an'da adı geçen peygamberler, vahyi mantık ve ilahi değerlendirme çerçevesinde hemen hemen hepsi eleştirilmiştir. Bu durum son derece tabiidir, çünkü Hz. Muhammed, kendisinden önceki peygamberlerin sonuncusu olarak mesaj vermeye başladığında, onlardan daha ileri bir anlayışa ve daha üstün deneyimlere sahip olması gerekiyordu.
Bu dosya, Kur'an perspektifinden melek kavramının derinlemesine analizini, geleneksel anlayışın eleştirisini ve ayetlerin yeniden yorumlanmasını içermektedir. "Sur'a üfürüldüğü gün, Allah'ın diledikleri müstesna, göklerde ve yerde bulunanlar hep dehşete kapılır. Hepsi boyunları bükük olarak ona gelir.
Mantık, geçerli çıkarım biçimlerini inceleyen bir disiplindir. Olaylar ve olgular arasında anlamlı bağ kurup tutarlı çıkarımlar yapabilme becerisidir. Akıl yürütme süreçlerini inceler ve bu sayede doğru ile yanlış akıl yürütme arasındaki ayrımı belirler.
Bakara Suresi'nin 63-76. ayetleri (toplam 14 ayet) genellikle "sığır kıssası" olarak bilinen anlatımı içerir. Bu ayetlerin doğru anlaşılması için literal/tarihsel bir okuma yerine analitik bir yöntemle, her bir unsurun sembolik ve ilkesel anlamının çözümlenmesi gerekir.
Dabbetü'l-arz, bütün kadim dinlerde söz edilen ve inanılan köklü bir kavramdır. Bu kavram şu inanç sistemlerinde yer alır: Bu kadim dinlerde dabbetü'l-arz genellikle şu şekilde tasvir edilir: Bu inanışların bazıları Hollywood sinemasına, filmlere ve resimli romanlara da konu olmuş; kültürde derin izler bırakmıştır.
Kehf suresinde anlatılan Hızır-Musa kıssası 23 ayet üzerinden aktarılır (60. ayetten itibaren). Bu hikaye, gerçek tarihsel bir olay değil; uluslararası düzeyde farklı kültürlerde, farklı isimlerle ve farklı biçimlerde var olan bir halk hikayesi/söylencedir.
Kozmoloji, kısaca "evren bilim" demektir. İçinde yaşadığımız evrenin (kainatın, alemlerin) ne olduğunu, nasıl olduğunu, ona nasıl baktığımızı inceleyen bilim dalıdır. Kozmoloji şu temel soruları ele alır: İlk insan kavramı, klasik anlamda Adem ile başlatılır.
Kur'an mesajı varlığa "canlı veya cansız", "soyut veya somut" şeklinde bir ayrımla bakmaz. Bu anlayışa göre: Yer, gök, dağ, hayvanlar, insanlar, bitkiler — bunlar somut varlıklardır. Heyecan, korku, ilham, vahiy, melek, cin, şeytan — bunlar soyut varlıklardır.
Bu belge; Kur'an'ın sembolik dili, yaşam odaklı mesajı, mistisizm eleştirisi, melek-cin-şeytan kavramlarının gerçek anlamı, esfele safilin-ahsen-i takvim kavramları, Kur'an'ı bugünleştirme gerekliliği, deizm eleştirisi ve bilgi-bilgelik ayrımı konularını kapsamlı şekilde ele alır. Kur'an insanları yaşam alanına davet eder, yaşam dışı bir alana değil. "Gözleri var görmezler, kulakları var duymazlar" ifadesi; yaşamın içindeki hakikatleri görme ve duyma kapasitesiyle ilgilidir.
Kur'an'daki kıssalar (Musa'nın denizi yarması, İbrahim'in ateşe atılması, Nuh'un gemisi vb. ) tarihsel olarak gerçekten yaşanmış olaylar olarak değil, sembolik anlatımlar (misaller) olarak değerlendirilmelidir. Bu hikayeler insanlığın ortak deneyimlerinden beslenen, insanları etkileyen anlatılardır.
Kur'an'ın ve İncil'in ana kaynaklarından biri Tevrat'tır. İncil'in neredeyse tamamı Tevrat kaynaklıdır. Kur'an'daki yaklaşık üç peygamber hariç bütün peygamberler, Tevrat'ta adı geçen İsrailoğulları peygamberleridir.
Tevrat, İbranice "Tora" kelimesinin Arapça karşılığıdır. Yahudiler bu kitaba "Torah" derken, Araplar "Tevrat" olarak adlandırır. Bu bir tercüme meselesidir.
Cin, şeytan ve melek kavramları vahyi dinlerin, pagan dinlerin ve tüm inanç gruplarının ortak karakterleridir. Farklı isimlerle anılsalar da bütün inanışlarda bu kavramlar mevcuttur. Tarih boyunca tüm dinlerde ve inançlarda bu varlıklar gerçek, nesnel varlıklarmış gibi sunulmuştur.
Mucize, "aciz" kökünden gelir. Bir olay veya olgu karşısında şaşkınlık yaşama ve onu açıklayamama, açıklamaktan aciz kalma durumunu ifade eder. Yani insanoğlu, anlaşılması ve açıklanması yapılamayan olaylara "mucize" demiştir.
Kur'an'daki tüm hikayeler ve peygamberler üzerinden anlatılan kıssalar, aslında Hz. Muhammed'in hikayesidir. Onun vahiy süreci, aldığı vahiylerin değerlendirilmesi, yaşam ve mistik deneyimlerinin tamamı, diğer peygamberlerin hikayeleri üzerinden anlatılır.
Rab sözcüğü sözlükte şu anlamlara gelir: Rab sözcüğü Kur'an'da 962 yerde geçmektedir. Bu denli yoğun kullanım, kavramın önemini kendiliğinden ortaya koymaktadır. Araplar günlük dilde "Rabbül beyt" (evin rabbi) ifadesini kullanırlar.
İslam Ansiklopedisi'ne göre "ruh" kelimesinin sözlük anlamı şudur: gitmek, gelmek, rüzgarlı olmak, geniş ve ferahlık verici olmak. Dikkat edilmesi gereken kritik nokta, sözlük anlamının ruhu bir varlık olarak değil, bir fiil (eylem) olarak tanımlamasıdır. Rüzgarlı olmak, gitmek, gelmek, ferahlık verici olmak — bunların tamamı bir varlık değil, bir eylem türüdür.
Samiri ve Musa arasında geçen kıssa, Kur'an'a özgü bir anlatıdır. Bu hikaye Tevrat'ta yer almaz; benzer bazı unsurlar bulunsa da bu tamamen Kur'an'ın özgün mesajlarından biridir. Kıssa, Taha Suresi 80-99.
Bu belge; mevcut din anlayışının sorunlarını, Aristo mantığı ile Kur'an mantığı arasındaki temel farkları, "mucize" kavramının eleştirisini, Kur'ani kavramların doğru anlaşılması gerekliliğini ve düşünce temelli yeni bir yaklaşım çağrısını kapsamaktadır. Bugünkü yaygın din anlayışı; namaz, ibadet ve ritüelleri merkezine alan, bunları "öbür dünya" endeksli bir yaşam biçimine indirgeyen bir yapıdadır. Bu anlayışta din, bu dünya için değil, ölüm sonrası için yaşanır.
"Söylenen başlarına geleceği vakit, bunlar için yerden bir dabbe çıkarırız ki bu, onlara insanların ayetlerimize kesin bir iman getirmemiş olduklarını söyler. " Bu ayet, metne sadık kalınarak, her bir sözcük ayrı ayrı ele alınarak yorumlanmalıdır. Bu durum bütün zamanlarda, Kur'an'dan önce de sonra da geçerlidir.
Bu belge, Kur'an-ı Kerim'deki Kehf Suresi'nde yer alan Hızır-Musa kıssasının derinlemesine analizini içermektedir. Kıssadaki üç temel olay, bunların açıklamaları, surenin vermek istediği mesajlar, peygamberlerin bilgi kaynakları, kader kavramı, hukuki ve etik değerlendirmeler ve günümüze yönelik uyarılar ele alınmaktadır. Hızır, bu üç olayın ardından şunu söyledi: **"Ben bunların hiçbirini kendiliğimden yapmadım.
Kur'an'daki Musa kıssaları, Musa'dan çok daha sonra Yahudi yazarlar tarafından düzenlenmiş hikayelerdir. Kur'an bu hikayeleri olduğu gibi aktarmaz; okumasını bilene bu hikayeler üzerinden anlamlı mesajlar verir. Kur'an'ın mesajını anlamak için hikayelerin literal değil, sembolik ve akli boyutuyla okunması gerekir.
Bu belge, Kur'an'ın sembolik dili, mecazi ifadeleri, temel kavramları ve ayetlerin yorumlanma biçimlerine dair kapsamlı bir bilgi kaynağıdır. Kur'an mesajını anlama, sembolik dili çözümleme ve ayetleri hayatın gerçekliği içinde değerlendirme yaklaşımını temel alır. Kur'an, mesajlarında son derece güçlü bir sembolik dil kullanır.
Varlıklar iki temel kategoriye ayrılır: Hükmi varlıklar dış dünyada bağımsız gerçek varlıklar olarak mevcut değildir. Bunlar algısal gerçeklerdir, zihinsel değerlerdir. Gerçek varlıkların iman edilmesine ihtiyaç yoktur — dağ vardır, dağa iman etmeye gerek yoktur; nehir vardır, nehre iman etmeye lüzum yoktur.
Bu belge; akletme, varlığın mantığı, vahyin doğası, Kur'ani kavramların yorumu ve ilgili felsefi-teolojik konuları kapsamlı biçimde ele almaktadır.