Ana içeriğe geç

Hakkında

Bu site "Sözümüz, düşünmek ve akletmek isteyen azınlığadır" ilkesiyle yola çıkan bir platformdur. Bu ilkeden yola çıkarak Kuran'ı alışılmış olan kalıpların dışında anlamaya ve anlatmaya çalışacağız. Çalışmanın sonuçlarının, büyük kitle tarafından kabul görmeyeceğini biliyoruz. Bu bilişle yapacağımız Kuran'ı anlama ve anlatma yolculuğunda doğru bildiğimiz sözü sakınmadan ve bir takım hesaplar yapmadan olduğu gibi paylaşacağız.

Kuran anlamı ve anlayışı, ashab döneminde ashabın entelektüel seviyelerinin izin verdiği ölçüde olmuştur. Daha sonraki dönemlerde, özellikle Abbasi dönemindeki tercüme hareketleri, İslam dünyasına, Aristo mantığını taşıdı. Bu mantık Müslüman entelektüelleri için cazip bir akıl yürütme metodu olmaya başladı. Medreselerde bu metod baş tacı edildi ve Kuran bu metoda göre tefsir edilmeye başlandı. Konumuz, Aristo mantığını eleştirmek veya onu mahkum etmek değildir. Eleştirel yaklaştığımız mesele, Kuran'ın, Aristo mantığı ile tefsir edilemeyeceği üzerinedir. Kuran'ın kendine mahsus bir mantığı vardır. Bu mantık anlayışında; ateşe, yere-göğe, zamana emir veriliyor ve bunlar da emrin gereğini yerine getirebiliyor veya ölüden diri ve diriden ölü çıkaran Kuran mantığı Aristo mantığı ile bir çok yerde çakışır. Aristo mantığına göre "bir şey neyse odur, başka bir şey olamaz" veya "yaşam canlı, cansız" diye ayrıştırılmıştır ve daha bir çok meselede Kuran mantığı ile Aristo mantığı çelişir.

Aristo mantığı ile oluşan tefsir geleneği, Kuran'ın özgün yapısını tefsir yoluyla tahrif etmiştir. Kuran'da mucize kavramı geçmediği halde ayet sözcüğünün mucize olarak yorumlanması, Aristo mantığının yarattığı bir handikaptır. Anlaşılan o ki, Kuran'ı tefsir edenler Aristo mantığı ile izah edilemeyen bazı Kuran mesajlarını, mucize diye tefsir etmişler. Zira Aristo mantığına göre ateş yakıcıdır., bir sözle yakmama özelliği gösteremez. Ancak Kuran mesajı bu olayı başka türlü anlatıyor. O başka türlü anlatımı, değerlendiremeyen müfessirler bu olayı mucize olarak ilan etmişlerdir. Mucize adı altında yapılan bütün açıklamalar bunun gibidir.

Çalışmamız Kuran'ı, Aristo mantığına göre değil kendi mantığına göre anlamak ve anlatmak olacaktır. Bunu yaparken önce Kurani kavramları, anlatım tekniğini, varlık algısını ve kullandığı mantığı yeniden düzenlemenin gerekli olduğunu düşünüyorum.

Bu oluşum Niyazi Balin'in rehberliğine ve onun öğrencileri tarafından kurulmuştur. Platformda yer alan içerikler Niyazi Balin'in özgün çalışma ve araştırmalarına dayanır.

Niyazi Balin, 1941 yılında Diyarbakır Merkez'de doğdu. Ankara Hukuk Fakültesi'nde öğrenim gördü. İstanbul Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde okudu. Eğitim Enstitüsü Matematik Bölümü'nde öğrenim gördü ve Millî Eğitim Bakanlığı'nın çeşitli kademelerinde görev yaptı.

2000 yılında, İstanbul Adalar İlçesi Millî Eğitim Şube Müdürü olarak görev yaparken emekli oldu. Evli ve üç çocuk babası olan Niyazi Balin, ilk dinî eğitimini Rufai şeyhi olan babasından aldı. Bu gelenekten hareketle uzun bir süre tasavvufa, özellikle de İbn-i Arabi ekolüne karşı bir duruş sergileyerek yeni bir Kur’an ve hayat anlayışının sözcülüğünü yapmaya başladı.

Hâlen YouTube kanalı üzerinden, “Masaldan Mesaja” mottosuyla Kur’an anlatımlarına devam etmektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

İlkelerimiz

Bu düşünce platformunu şekillendiren temel ilkeler

Akıl ve Mantık Önceliği

Her yorum ve analiz, akıl ve mantık süzgecinden geçirilir. Dogmatik değil, rasyonel bir yaklaşım benimsenir.

Dilbilimsel Analiz

Kavramlar, Arapça kök anlamları ve dilbilimsel bağlamlarıyla ele alınır. Yanlış çeviriler ve anlam kaymaları tespit edilir.

Bağlamsal Bütünlük

Ayetler, tek başına değil Kur'an'ın genel mesajı ve bağlamı içinde değerlendirilir.

Eleştirel Düşünce

Geleneksel yorumlar sorgulanır, alternatif perspektifler sunulur. Her okuyucu kendi sonucuna varmaya teşvik edilir.