Ana içeriğe geç
Metodoloji

Varlığın Mantığı, Vahiy ve Akletme

1. AKLETME VE AKIL YÜRÜTME

Niyazi Balin9 dk okuma1.450 kelimeVideoyu izle

Varlığın Mantığı, Vahiy ve Akletme

Bu belge; akletme, varlığın mantığı, vahyin doğası, Kur'ani kavramların yorumu ve ilgili felsefi-teolojik konuları kapsamlı biçimde ele almaktadır.


1. AKLETME VE AKIL YÜRÜTME

Akletmenin Önceliği

  • Kur'an ayetlerinin anlamlı ve hayata dönük boyutunu kavrayabilmek için akıl yürütme tekniklerine hakim olmak zorunludur.
  • Akletmeden ve akıl yürütme becerileri kazanılmadan söylenen her şey ezbere dönüşür, anlama dönüşmez.
  • Akletme sadece bir suçlama aracı değildir; öğretilmesi gereken bir beceridir.

Bilgi Sahibi Olmak ile Akletmek Arasındaki Fark

  • Bilgi sahibi olmak, akıllı olmak anlamına gelmez. Bilgi sahibi olmak ezber yapmış olmak demektir.
  • Gerçek akletme; muhakeme etme, anlamlı sonuçlar çıkarma ve mantıksal düşünme becerisidir.

Akıl ve İman İlişkisi

  • İmanın akıldan üstün olduğu iddiası Kur'an'ın mesajına aykırıdır.
  • Akletmeden inanmak kör bir inançtır.
  • İman etmeden yürütülen akıl da kör bir akıldır.
  • Akletme ve iman etme birbirinden bağımsız ele alınamaz. İkisi birbirini üreten, birbirine dönüşen bir olgudur.
  • "Aklı olmayanın dini yoktur." Yani dini sorumluluk taşımaz.
  • Akletmenin belirleyiciliği son derece yüksektir.

Batı'nın Akletme Başarısı

  • Batı, Kur'an'ın öngördüğü akıl yürütme tekniklerini Kur'an'a bakmadan kendi deneyimleri üzerinden keşfetmiştir.
  • Son 200 yılda Batı'nın ileri gitmesinin sebebi akletmeyi, muhakeme etmeyi ve anlamlı sonuçlar çıkarmayı başarmasıdır.

2. VARLIĞIN MANTIĞI (FİİLİ MANTIK)

Tanım

  • Alemler, ay, güneş, yıldızlar, yer, gök, toprak, hava, su, hayvanlar, insanlar, bitkiler — bunların tamamının kendine özgü fiili (yaşamsal) mantıkları vardır.
  • Bütün varlıklar kendi içinde anlamlı davranışlar sergiler. Bu anlamlı davranışlara "varlığın mantığı" denir.
  • Hiçbir şey mantıksız hareket etmez. Mevsimlerin dönüşü, bitkilerin büyümesi, kar, yağmur, gök gürlemesi — hepsinin kendi içinde bir mantığı vardır.

Mantıkların Kaynağı

  • Varlığın fiili mantığı, bütün mantığın kaynağıdır — "mantıkların babası"dır.
  • Aristoteles'in mantığı da, Kur'an'ın vahyi de, bilimin mantığı da varlığın fiili mantığından beslenir.

Varlığın Mantığı ve Bilgi Üretimi

  • Varlığın fiili mantığı peygamberler tarafından okunup değerlendirildiğinde vahyi bilgiye dönüşür.
  • Bilim insanları tarafından okunup değerlendirildiğinde ve çıkarımlar yapıldığında bilimsel bilgiye dönüşür.
  • Hem vahyi bilgi hem bilimsel bilgi, varlığın fiili mantığının okunmasından ibarettir.

Yağmur Örneği

  • Yağmur rastgele değil, mantıklı bir oluşum sonunda yağar. Havanın belirli bir seviyede olması, rüzgarın ve bulutların belirli koşulları karşılaması gerekir. Şartlar farklılaştığında kar veya dolu yağar.
  • Bakara 22: "Gökten yağmur indirip onunla size rızık olarak çeşitli meyveler ve ürünler çıkardı."
  • Bu ayet bilinenin tekrarı değildir. Varlıktaki işleyen mantığa dikkat çekmek içindir.
  • Her bir yağmur tanesinin düşüşünün bile kendi içinde bir güç, bir fiil gerektirdiği ifade edilir.

Varlığın Mantığından Çıkarım

  • Varlığın ahenkli, anlamlı davranış içinde oluşu, en temel algı düzeyinde "bunu yaptıran bir kudret, bir güç vardır" sonucuna götürür.
  • Ancak bu gücü geleneksel anlamda gökte oturan, kürsüsü olan, insan motifli bir tanrıya dönüştürmek putperestliğe ulaştırır.

3. DOĞANIN DİYALEKTİĞİ İLE KUR'AN'IN MESAJININ KARŞILAŞTIRILMASI

Engels ve Doğanın Diyalektiği

  • Friedrich Engels'in "Doğanın Diyalektiği" (Dialektik der Natur) adlı eseri bu konuyla doğrudan ilişkilidir.
  • Diyalektik kelimesi "diyalekt" (lehçe, konuşma) kökünden gelir.
  • "Doğanın diyalektiği" demek, doğanın canlı ve fiili olarak konuşan bir olgu olduğu anlamına gelir.
  • Çiçekler, böcekler, hayvanlar, hava — her şey fiili olarak diyalog içindedir; kendileriyle ve çevresiyle.

Kur'an'daki Karşılığı: Tespih Kavramı

  • İsra 44: "Yedi gök, yer ve bunlarda bulunanlar onu tespih eder."
  • Haşr 1 (ve benzeri ayetler): "Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ı tespih etmektedir. O üstündür, hikmet sahibidir."
  • Engels'in "doğanın diyalektiği" kavramı ile Kur'an'ın "her şey onu tespih eder" ifadesi arasında güçlü bir kavramsal yakınlık vardır.

Tespih Kavramının Doğru Anlaşılması

  • Varlıklar insanın zikrettiği isimlerle tespih etmez. Kurbağaların "Ya Kuddüs" dediği gibi yorumlar yanlıştır.
  • Varlıkların davranış biçimleri, varoluşları, hareketleri ve sesleri — yani varoluşlarını sürdüren eylemlerinin tamamı — onların tesbihatıdır.
  • Tespih eden, canlı demektir. Tespih eden, diyalog içinde demektir.
  • Doğa kendi içinde konuşan bir varlıktır ve bu konuşması fiilidir, sözel değildir. Bu fiili konuşmayı söze dönüştürmek peygamberlerin vahyi metodudur; bilim insanlarının ise bilimsel çalışmaları sonucu gerçekleştirdikleri şeydir.

4. VAHYİN DOĞASI

Vahiy Göklerden Gelmemiştir

  • Vahiy semadan/göklerden gelen bir mesaj değildir.
  • Göklerden geldiği kabul edilirse, göklerde oturan bir tanrı varmış ve o tanrı mektup yazıyormuş gibi bir anlayış ortaya çıkar. Bu Kur'an'ın mesajına aykırıdır.
  • Vahiy, vahyi alanın (peygamberin) varlık okumasıdır.

Arı ve Bal Metaforu

  • Kur'an'da "Arıya bal yapmasını vahyettik" ifadesi, vahyin doğasını tanımlaması bakımından son derece önemlidir.
  • Arı, çiçeklere konup acı-tatlı hepsinin özünü alarak bal denilen nesneye dönüştürür.
  • Aynı şekilde peygamber de varlığı, insanları, olayları, olguları, tarihsel süreçleri, güncel sosyal olayları ve doğa olaylarını okuyarak Kur'an denilen "balı" üretmiştir.
  • "Benim balım Kur'an'dır" ve "Benim gemim Kur'an'dır" ifadeleri bu metaforik anlayışın parçalarıdır.

Vahyi Bilmenin Pratik Değeri

  • Vahyin varlık okuması olduğu bilinirse, bu yöntem taklit edilerek varlık; ticarette, sanayide, ilimde ve her alanda değerlendirilerek doğru sonuçlar ortaya çıkarılabilir.
  • Vahyin varlık okuması olduğu bilinmezse, vahiy anlaşılamaz bir sır olarak kalır — "göklerden gelen anlamsız bir sır."

Semavi Dinler Kavramının Eleştirisi

  • "Semavi dinler" ifadesi uydurmadır. Doğru ifade **"vahyi dinler"**dir.
  • Vahyi dinlerin hangisinin gerçekten vahye dayandığı ve vahyin ortaya koyduğu tezin varlığın doğasına ne kadar uygun olduğu sorgulanmalıdır.

5. ALLAH KAVRAMI

Allah Kişisel Bir Varlık Değildir

  • Kur'an'daki insansı ilah tasvirleri bir üslup meselesidir ve edebi bir ifade biçimi olarak anlaşılmalıdır.
  • Allah kişisel bir varlık değildir. Onu özne olarak ifade etmek birtakım sorunlara yol açmıştır ve Kur'an'ın ciddi anlamda anlaşılmasında problem oluşturmuştur.

"Varlık" Kelimesinin Allah İçin Kullanılmaması

  • İlah için "varlık" kelimesi kullanılmamalıdır. Çünkü "varlık" = "var olan" = "yaratılmış" demektir; bu durumda ilah mahluk (yaratılmış) olur.
  • İlah yaratılmış bir şey değildir.

Allah'ın Nitelikleri

  • İhlas suresi ve ilgili ayetler: doğmamış, doğrulmamış, uyku tutmaz, ölmez.
  • Bu özellikler, kişiselleştirmenin çok ötesinde bir "şey"e (kavrama) işaret eder.
  • Göklerde oturan bir ilah anlayışı Kur'an'ın mesajına aykırıdır. "Allah leyse ke mişlihi şey" — hiçbir şeye benzemez.

Kişiselleştirme Sorunu

  • İlahı kişiselleştirmek ve öznelleştirmek, altından kalkılamaz problemler yaratır.
  • Kişiselleştirme geleneği, kökü animizme dayanan bir anlayışın devamıdır.
  • Kur'an'daki "yağmuru yağdıran Allah'tır" gibi ifadeler; evrensel idrakin, evrensel aklın, canlı-şuurlu ve bilerek gerçekleştirdiği anlamlı fiilin sonucunu anlatır.

Müşrikler ve Yağmur Ayeti

  • Kur'an müşriklere bile "yağmuru yağdıran Allah'tır" dedirtir. Bunun sebebi, yağmurun yağışının basit bir ilah fiili olarak değil, evrensel bir sürecin ifadesi olarak anlaşılması gerektiğine dikkat çekmektir.

6. KUR'AN'DAKİ KAVRAMLARIN YENİDEN YORUMU

"Allah Dileseydi" İfadesi

  • Kur'an'da birçok yerde "Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı" gibi ifadeler geçer.
  • Kritik soru: "Neden dilemedi?"
  • "Allah'ın dilemesi" sözünden kasıt: sosyal ve doğal şartların mümkün kılması/kılmamasıdır.
  • "Dileseydi" sözü bir şart edatına bağlıdır ve imkansızlığı anlatır.
  • Farklı coğrafyalar farklı yaşam koşulları, farklı kültürler ve farklı inanışlar oluşturmuştur. Bu doğal ve zorunlu bir süreçtir.
  • Tek bir ümmet oluşmaması coğrafi farklılıkların doğal sonucudur.

Farklı Milletler ve Coğrafya

  • "Sizi farklı milletler olarak var ettim, beni bilesiniz diye" ayeti coğrafi şartların zorunlu sonucunu ifade eder.
  • Farklı coğrafyalar → farklı yaşam biçimleri → farklı kültürler → farklı topluluklar.
  • Irksal yaklaşım varlığın doğasında yoktur. Herkes aynı kaynaktan beslenir.

İmtihan Kavramı

  • Allah kimseyi imtihan etmez.
  • İmtihan, bireyin kendisini görmesidir: "Ben neyim, ne değilim, neyi başarırım, neyi başaramam?"
  • Her gün herkes kendini sınava çeker, bunun farkında olmasa bile.
  • "Size verdiklerinden sizi denemek istedi" ifadesi: farklı koşullarda neler oluşturabileceğimizin hayata karşı sorumluluğumuzu anlatır.
  • Ölümden sonra bir sınava çekilme beklentisi Kur'an'ın anlatmak istediğini kavrayamamaktır.

7. HADİSLER VE KUR'AN AYRIMI

Hadislerin Niteliği

  • Hadisler, peygamberin vahiy halinin dışında, beşeri haldeyken, algı dünyasında yaşarken söylediği sözlerdir.
  • Hadislerin tamamı Arap kültür ve yaşam biçimini anlatır.
  • Doğru bile olsalar günümüze hitap etmezler çünkü 1500 yıl önceki bir kültürü yansıtırlar.
  • Bu Arap kültürünü benimsemek zorunluluğu yoktur.

Hadislere Bağlanma Zorunluluğu Yoktur

  • Hadislere bağlanmak ve itibar etmek farz değildir, ilahi emir de değildir.
  • Hadis-i kutsi dahil olmak üzere, hadislere bağlanma zorunluluğu yoktur.
  • Beşer olarak, Amine'den doğma bir insan olarak söylenen sözler ile Allah'ın vahyetmesi olarak alınan Kur'an birbirinden çok farklıdır.

Kur'an'a İman

  • Kur'an'a, Kur'an'ı indiren ilaha ve onu tebliğ eden peygambere iman edilmelidir.
  • Bunun ötesinde hadis, hadis-i kutsi gibi kaynaklara bağlanma zorunluluğu yoktur.

8. DİĞER DİNLER VE VAHYİ BİLGİ

Tevrat ve İncil Hakkında

  • Hristiyanlık ve Yahudilik sonradan düzenlenmiştir ve vahyi mesaj olarak alınması sorunludur.
  • Tevrat'tan yalnızca 10 Emir vahyi mesaj olarak kabul edilebilir.
  • Bunun dışındaki içerikler (İsa, Süleyman, Davud hikayeleri vb.) o dönemde yaşanmış halk hikayeleridir ve sonradan kitaba dönüştürülmüştür.
  • Benzer olaylar yaşanmış olabilir, ancak doğruluğu ve tutarlılığı tartışma konusudur.

Vahyi Bilginin Kriteri

  • Bir bilginin vahyi olarak kabul edilebilmesi için varlığın doğasına uygun olması gerekir.
  • Örneğin "kadının Adem'in kaburgasından çıkması" vahyi bir bilgi değildir.
  • "Rab İsa" kavramı vahyi bir bilgi değildir.

9. ÖZNE-NESNE İLİŞKİSİ VE VARLIĞI KAVRAMA

Felsefi Temel

  • Alman idealist felsefesinden gelen bir ilke: "Özne ile nesne özdeştir."
  • Bunların tarihsel süreçte yerini alması ve bir bütünlük içinde olması savunulmuştur.

Algı ve Algılanan Bütünlüğü

  • Varlık ile algıyla algılanan arasında bir bütünlük vardır.
  • Bu bütünlük kavranmazsa evren ve varlığın davranışları hakkında tutarlı bir kanaate sahip olunamaz.
  • Varlığı tutarlı şekilde kavrayamazsak vahyi anlayamayız. Çünkü vahiy, varlığın okunmasının sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

Akıl, İlim ve Vahyin Birliği

  • Akıl, ilim ve vahiy birbirini destekleyen olgulardır.
  • Her birinin temelinde doğanın yaşayan mantığının, fiili mantığının veya fiili aklının ürünü olması yatar.

10. TEMEL İLKELER (ÖZET)

  1. Varlığın fiili mantığı tüm bilgi sistemlerinin (vahiy, bilim, felsefe) kaynağıdır.
  2. Vahiy, peygamberin varlığı okumasının ürünüdür; göklerden gelen bir mesaj değildir.
  3. Allah kişisel bir varlık değildir; Kur'an'daki insansı tasvirler edebi ifade biçimleridir.
  4. Akletme ve iman birbirinden ayrılamaz; biri olmadan diğeri kördür.
  5. Tespih, varlıkların fiili davranışlarıdır; sözel zikir değildir.
  6. "Allah dileseydi" ifadeleri imkansızlığı (doğal-sosyal şartların elverişsizliğini) anlatır.
  7. İmtihan, ilahi bir sınav değil; bireyin kendini keşfetme sürecidir.
  8. Hadisler Arap kültürünü yansıtır; evrensel ve bağlayıcı değildir.
  9. Kur'an tek bağlayıcı vahyi kaynaktır.
  10. Semavi dinler kavramı yanlıştır; doğru ifade "vahyi dinler"dir.
  11. Varlığın mantığını anlamak, Kur'an'ı anlamanın ön koşuludur.
  12. Bilgi sahibi olmak akletmek değildir; ezber ile anlama arasında temel fark vardır.

İlgili Yazılar

VarlıklarMelek Kavramı

Melek Kavramı — Kapsamlı Bilgi Dosyası (Bölüm 1)

Varlıklar iki temel kategoriye ayrılır: Hükmi varlıklar dış dünyada bağımsız gerçek varlıklar olarak mevcut değildir. Bunlar algısal gerçeklerdir, zihinsel değerlerdir. Gerçek varlıkların iman edilmesine ihtiyaç yoktur — dağ vardır, dağa iman etmeye gerek yoktur; nehir vardır, nehre iman etmeye lüzum yoktur.

Niyazi Balin12 dk24 kavram
Manifesto

Kur'an Mantığı, Din Anlayışı ve Düşünce Sistemi

Bu belge; mevcut din anlayışının sorunlarını, Aristo mantığı ile Kur'an mantığı arasındaki temel farkları, "mucize" kavramının eleştirisini, Kur'ani kavramların doğru anlaşılması gerekliliğini ve düşünce temelli yeni bir yaklaşım çağrısını kapsamaktadır. Bugünkü yaygın din anlayışı; namaz, ibadet ve ritüelleri merkezine alan, bunları "öbür dünya" endeksli bir yaşam biçimine indirgeyen bir yapıdadır. Bu anlayışta din, bu dünya için değil, ölüm sonrası için yaşanır.

Niyazi Balin10 dk23 kavram
Metodoloji

Kur'an'da Sembolizm, Adem Kavramı ve İsimlerin Öğretilmesi

Kur'an'daki kıssalar (Musa'nın denizi yarması, İbrahim'in ateşe atılması, Nuh'un gemisi vb. ) tarihsel olarak gerçekten yaşanmış olaylar olarak değil, sembolik anlatımlar (misaller) olarak değerlendirilmelidir. Bu hikayeler insanlığın ortak deneyimlerinden beslenen, insanları etkileyen anlatılardır.

Niyazi Balin10 dk21 kavram
Kaynak Eleştirisi

Kur'an Tefsirinde Tevrat'ın Etkileri

Kur'an'ın ve İncil'in ana kaynaklarından biri Tevrat'tır. İncil'in neredeyse tamamı Tevrat kaynaklıdır. Kur'an'daki yaklaşık üç peygamber hariç bütün peygamberler, Tevrat'ta adı geçen İsrailoğulları peygamberleridir.

Niyazi Balin8 dk18 kavram

Temel İlkelerimiz

Bu platformun dayandığı dört temel yaklaşım.

Akıl ve Mantık Temelli

Kur’anı geleneksel kalıpların ve Aristo mantığının dışında, kendi iç mantığıyla anlamaya çalışıyoruz.

Kur’an Merkezli

İsrailiyat etkisini, hadis rivayetlerinin sorunlarını ve Tevrat kaynaklı anlatıları eleştirel gözle değerlendiriyoruz.

Sorgulayıcı

Sorgulamak imanın zıttı değildir. Kur’an sürekli olarak “akletme”, “düşünme” ve “tefekkür” çağrısında bulunur.

Yaşam Odaklı

Din, ölüm sonrası için değil, yaşam için bir rehberdir. Cennet ve cehennem bu dünyanın kavramlarıdır.

Arama

Sayfa, yazı veya kavram arayın.