Kur'an Tefsirinde Tevrat'ın Etkileri
Tevrat'ın Önemi ve Kapsamı
Kur'an Tefsirinde Tevrat'ın Etkileri
Tevrat'ın Önemi ve Kapsamı
Kur'an'ın ve İncil'in ana kaynaklarından biri Tevrat'tır. İncil'in neredeyse tamamı Tevrat kaynaklıdır. Kur'an'daki yaklaşık üç peygamber hariç bütün peygamberler, Tevrat'ta adı geçen İsrailoğulları peygamberleridir. Tevrat'ın İslam dünyasını ne kadar derinden etkilediği yeterince farkında olunmayan bir gerçektir.
Kur'an'ın Tefsir Yoluyla Tahrifi
Kur'an, en azından tefsir yoluyla tahrif edilmiştir. Ortada gerçek bir Kur'an söylemi kalmamıştır. Bu durumun en büyük müsebbiplerinden biri İsrailoğullarının Tevrat'ıdır. Yaşar Nuri Öztürk'ün sıkça kullandığı "İsrailiyat" tabiri, İslam dininin Yahudilik eliyle nasıl deforme edildiğini ifade eder; ancak detayına fazla girilmemiştir.
Bugünkü İslam anlayışındaki problemlerin kaynağı büyük ölçüde Yahudi Tevrat inancıdır.
"Dört Kitaba İman" Meselesi
Okullarda din bilgisi olarak öğretilen "kitaplara iman" kavramı altında dört kitap sayılır: Tevrat, Zebur, İncil, Kur'an. Ancak Kur'an'da "dört kitaba iman" diye bir kavram yoktur. Bu öğreti sorgulanması gereken bir konudur.
- Tevrat: Midraş Yahudiliğine göre insanlık yaratılmadan 900 küsur nesil önce yaratılmış yedi mucizevi değerden biridir. Tanrı günün üçte birini Tevrat okuyarak ve tefsiri olan Mişna'yı okuyarak alemi düzenlemeye çalışır. Böyle bir kitabın varlığı ve mahiyeti tartışmalıdır.
- İncil: Hristiyanlar açısından bile vahyi bir kitap değildir. Hristiyan inancına göre bunlar "Rab İsa'nın sözleri"dir, vahiy Allah'tan gelir; İsa zaten Rab kabul edildiğinden vahiye ihtiyaç yoktur. İncil'i büyük ölçüde Paulus yazmıştır — İsa'nın ölümünden yaklaşık 150 sene sonra. 150 yıl boyunca söylence olarak dolaşan İsa ile ilgili hikayeler, masallar ve mitolojiler, takipçileri tarafından İncil adı altında kitaplaştırılmıştır. Toplamda yaklaşık 300 farklı İncil ortaya çıkmıştır. İznik Konsili'nde kilise babaları bunları dörde indirmiştir.
Peygamber Döneminde Yahudilerin Etkisi
Hz. Muhammed'in tebliğe başladığı dönemde Mekke, Medine ve havalisinde dört inanç grubu vardı:
- Yahudiler
- Hristiyanlar
- Hanifler (İbrahimiler)
- Müşrikler (putperest Araplar)
Bu gruplar içinde en entelektüel, en kültürlü ve en bilgili olan grup Yahudilerdi. Yüzyıllardan beri Tevrat okuyan, disiplinli bir topluluk olarak hem iş hem bilgi sahasında diğer inanç gruplarının hepsinden ilerideydiler.
Yahudilerin Ayetlerin Oluşumuna Etkisi
Putperest Araplar, peygamberi sıkıştırmak istiyorlardı ama nasıl yapacaklarını bilmiyorlardı. Yahudilere gidip soruyorlardı. Yahudi uleması, müşrik Arapları kışkırtarak sorular sorduruyor, bu sorulara karşılık ayetler nazil oluyordu.
Örnek: "Sana ruhtan sorarlar; de ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ondan çok az şey verilmiştir" ayeti bu şekilde ortaya çıkmıştır. Yahudi uleması, müşrik Araplara "Gidin ruhtan sorun, eğer az bir şey anlatırsa peygamberdir, yoksa yalancıdır" demişlerdir. Bu soru üzerine ayet gelmiştir.
Yani Yahudiler sadece tefsir yoluyla değil, soruları ve sıkıştırmalarıyla ayetlerin oluşumunda da dolaylı olarak müdahil olmuşlardır.
Kelam İlminin Gelişimi
İlk dönemlerde Yahudiler Müslümanlara "Sizin dininiz nasıl bir dindir? Kelam ilmi diye bir şey var, sizde kelam var mı?" diye sormuşlar, Müslümanlar bilmediklerini söylemişlerdir. Ardından Yahudilerin etkisiyle kelam ilmi geliştirilmiştir.
Yahudi Kökenli Sahabelerin Etkisi
Müslüman olan Yahudi kökenli önemli sahabeler:
- Abdullah bin Abbas
- Ebu Hüreyre
- Abdullah bin Selam
- Ka'b el-Ahbar (Kabül Ahbar)
- Vehb bin Münebbih
Bu sahabeler başlangıçta Tevrat'a inanan insanlardı. Yahudi inancına göre Tevrat'taki tüm anlatılanlar gerçek yaşanmış hikayelerdir ve Tevrat'ta mucizeler bol miktarda bulunur.
Bu Yahudi kökenli sahabeler, daha önce benimsedikleri Yahudilik kültürünü ve anlayışını Kur'an üzerinden devam ettirdiler:
- Kur'an'daki olayları, hikayeleri gerçek anlamda yaşanmış olarak kabul ettiler
- Denizin yarılmasından ayın ikiye bölünmesine kadar tüm anlatımları gerçek birer mucize olarak sundular
Bu yaklaşımı benimsemeyen sahabeler de vardır: Hz. Ebubekir, Hz. Ömer ve Hz. Ali bu anlayışın dışında tutulur; onlar Kur'an'ı farklı kavramışlardır.
Ebu Hüreyre Meselesi
Ebu Hüreyre, yalan üzerine yalan üreten hadis kaynağı bir kişi olarak değerlendirilmektedir. Hz. Ömer'in onu bir hayvan kemiğiyle dövdüğü rivayet edilir. Buna rağmen bugün hâlâ "Ebu Hüreyre Hazretleri şöyle buyurdu" diye hadis nakledilmektedir.
Tevrat İsminin Kapsamı ve Kur'an'a Uygulanması
Büyük İslam alimi Suyuti (1400'lerde yaşamış), Kur'an'a Tevrat ve İncil isimlerinin verildiğini, ancak artık bu ismi kullanmanın caiz kabul edilmediğini belirtmiştir. Hadislerde de "Tevraten hadiseten" gibi ifadeler mevcuttur.
Ebü'l-Fida İbn Kesir de selef ulemasının çoğunun Tevrat'ı, ehli kitap nezdinde okunan kitaplar için genel ad olarak kullandığını aktarmıştır. Yani İncil'in de Kur'an'ın da Zebur'un da ismi "Tevrat" olarak anılıyordu.
Oysa Kur'an'da "Er-Rahman, Alleme'l-Kur'an" (Rahman, Kur'an'ı öğretti) ayeti ile Kur'an kendi ismini açıkça belirtmektedir.
Tefsir Kitaplarının Tevrat'ı Kaynak Olarak Kullanması
Tefsir kitapları, Yahudilerin Tevrat'ını doğrudan kaynak olarak kullanmıştır. Gerekçe şuydu: Kur'an'da İbrahim, Nuh, Lut gibi peygamberlerden bahsedilir; bu hikayelerin arka planını genişletmek için elde başka kaynak yoktu. Tevrat'a başvurularak Kur'an tefsir edildi.
Zamahşeri'nin Tevrat Güzellemesi
Büyük müfessir Zamahşeri, "Keşşaf" adlı tefsirinde şöyle yazmıştır:
- Tevrat 70 deve yükündedir
- Bu kitabın bir bölümünü okumak bir yılı alır
- Dünyada herkes bunu tamamını okuma şansına sahip değildir
- Tamamını yalnızca dört peygamber okuyabilmiştir: Musa, Yeşu, Üzeyir ve Hz. İsa
- Bu listede Hz. Muhammed yoktur
Bu durum, Tevrat'ın İslam alimlerince ne denli yüceltildiğinin çarpıcı bir göstergesidir.
Kur'an Ayetlerinin Çarpıtılması — Örnek
Araf Suresi 157. ayet ve ilgili ayetlerin farklı tefsiri:
Çarpıtılmış yorum: "Tevrat'la amel etmeyenler kitap yüklü merkeplere benzetilir" — Tevrat'la amel etmedikçe hiçbir değerlerinin olmayacağı bildirilir.
Elmalılı Hamdi Yazır'ın tercümesi: "Kendilerine Tevrat yükletilip de sonra onu taşıyamayanların durumu, kitaplar taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah'ın ayetlerini yalanlayanların durumu ne kötüdür. Allah zalim toplumu doğru yola iletmez."
Bu iki farklı okuma, Kur'an tefsirinin ne kadar çarpıtılabildiğini göstermektedir.
Kur'an'da Musa ve Tevrat İlişkisi
Diyanet İşleri Başkanlığı kaynaklarına göre, Kur'an'da Musa'nın adı ile Tevrat kelimesi bir arada zikredilmemiştir. "Musa'ya Tevrat'ı verdik" şeklinde bir ayet yoktur. Kur'an "kitabı verdik" ve "furkanı verdik" der. Medine'deki Yahudilerin bu kelimeyi geniş anlamda kullanmaları sebebiyle Tevrat terimi yaygınlaşmış olabilir.
Tevrat'ın Gerçek Mahiyeti
İsrailoğulları açısından Tevrat, Adem'in başlangıcından itibaren vadedilmiş topraklar olarak adlandırdıkları bölgelerde (Irak, Suriye, Mısır, Filistin, Güneydoğu Anadolu, Urfa ve kısmen İran) yaşayan Yahudilerin:
- Sosyal tarihi
- Siyasal tarihi
- Ahlaki değerleri
- Mistik inançları
- Mitolojik inançları
...nin sözlü tarihidir.
Bu sözlü tarih içinde vahiy bilgi de bulunabilir, ancak aynı zamanda:
- Siyasi ihtiraslar
- Gayrimeşru ilişkiler
- Ahlaklı ve ahlaksız her türlü olay
- Toplum yönetim kuralları
...da yoğun biçimde yer almaktadır.
Yazılı ve Sözlü Tevrat
- Sözlü Tevrat: Yazılı Tevrat'tan çok daha büyüktür. Yahudilerin kendi dünyalarında bildikleri ve bu şekilde hayatı, insanlığı manipüle ettikleri bir birikim.
- Yazılı Tevrat (Beş Kitap): Bir ulus meydana getirmek ve ulus etrafında hayatı yöneten kitlenin kabul edebileceği somut bir belge olsun diye yazılmıştır. Hiçbir ilahiliği yoktur.
Tevrat tarih boyunca birçok kez yazılmış, Yahudi kralları ve önderleri tarafından yakılmış, yıkılmış, ortadan kaldırılmış ve tekrar yazılmıştır.
Tevrat'tan İslam'a Geçen Kavramlar — İsrailiyat
1. Mucize İnancı
Kur'an'daki hikayeleri gerçek yaşanmış olaylar olarak benimsemek ve mucizelerin varlığına inanmak, doğrudan Yahudi Tevrat anlayışından kaynaklanmaktadır. Kur'an, olayları gerçek bir hikaye gibi anlatmıyor; ancak Yahudi kökenli tefsir geleneği bunları literal olarak kabul etmiştir.
2. Kader İnancı
Yazılı bir kaderin varlığı inancı da İsrailiyat kaynaklıdır. Mucize ve kader kavramları İslam zihnini altüst etmiştir.
3. Kur'an Mahluk mudur Tartışması
Peygamberden 200-300 sene sonra başlatılan "Kur'an mahluk mu değil mi?" tartışması, doğrudan Tevrat anlayışının bir yansımasıdır. Yahudi inancında Tevrat insanlık yaratılmadan önce yaratılmış yedi mucizeden biridir; Tanrı Tevrat'ı çalışarak alemi yönetir. Müslümanlar bu yarış mantığıyla "Kur'an yaratılmamıştır (mahluk değildir)" diyerek Kur'an'ı Tevrat'ın bile üzerine konumlandırmaya çalışmışlardır.
4. Hatim İndirme Geleneği
Ramazanda hatim indirme geleneği Yahudi geleneğinden gelmektedir. Yahudiler haftanın üç günü Tevrat'ı indirirler (okurlar). Tevrat yazıcıları yıkanmadan Tevrat yazamazlar — bunun İslam'daki karşılığı "abdest almadan Kur'an'ı ele almamak"tır. İslam alimleri, Yahudi kaynakları idealize etmiş, onlara özenmiş ve aynı gelenekleri benimsemişlerdir.
5. Gökten İnme / Levh-i Mahfuz / Miraç
- Tevrat "Allah indindedir, göklerdedir" inancının İslam'daki karşılığı: "Kur'an da göklerden indi."
- Hz. İsa göklere çıktı inancına karşılık: Hz. Muhammed'in Miraç'la göklere çıkarılması.
- Kur'an'da Levh-i Mahfuz kavramı da bu yarış mantığının bir ürünüdür.
Bu yarış mantığı Kur'an'ın hakikatini gizlemiş ve anlamsız bir rekabete dönüştürmüştür.
6. Mesih / Mehdi / İsa'nın Gökten İnişi Beklentisi
- Mesih beklentisi Yahudilerin ezeli beklentisidir. Her dönemde bir kurtarıcı beklemişlerdir ve hâlâ beklemektedirler.
- "Gökten İsa'nın ineceği" inancı Hristiyan inancıdır, Müslüman inancı değildir.
- Mesih gelecek veya Mehdi gelecek inançlarının hiçbiri Kur'an'da yoktur.
- Bu kavramlar Müslümanların zihinlerini karıştırmak için kullanılmıştır.
Yer ve Gök Kavramı
Gök diye ayrı bir yer yoktur. Bir uzay boşluğu vardır; güneş, ay ve dünya bu boşlukta bulunur. İnsanlar zaten "gökte"dir. Yer ve gök kavramı göreceli bir kavramdır: burası "yer" ise ona göre bir "gök" vardır, göğe göre de bir "yer" vardır. Gerçekte yer ve gök diye mutlak ayrı mekanlar yoktur — herkes uzay boşluğundadır. Miraç'a çıkılacak bir gök yoktur çünkü herkes zaten göktedir.
Kur'an'ın Doğru Anlaşılması İçin Gereken Tevil
Kur'an ayetleri doğru biçimde tevil edilmezse (yorumlanmazsa):
- Kur'an "eskilerin masalları"ndan başka bir şey olarak varlığını sürdüremez
- Hikaye şeklinde anlatılan Kur'an'ın yaşamda karşılığı olmaz
- Topluma hiçbir değer katamaz
Kur'an, sahabe zamanından itibaren başlamak üzere deforme edilmiştir. Vermek istediği mesaj ortadadır ancak mevcut anlayışla bu mesaj:
- Yaşamda karşılığı olmayan
- Ne ilmi ne hikmet boyutuyla yaşamı yönetmeyen
- Yaşama değer katmayan
bir kitap haline dönüştürülmüştür. Bu durum zihinlerin körelmesine yol açmıştır.
Temel Sonuçlar
- Tevrat, İslam tefsir geleneğinin en etkili dış kaynağıdır
- Yahudi kökenli sahabeler, Yahudilik kültürünü Kur'an tefsiri üzerinden İslam'a taşımıştır
- Mucize, kader, Mesih/Mehdi beklentisi gibi kavramlar İsrailiyat kaynaklıdır
- Kur'an'ın tefsir yoluyla tahrif edilmesi, sahabe döneminden itibaren başlamıştır
- Kur'an'ın hakiki mesajına ulaşmak için İsrailiyat etkisinden arınmış bir okuma gereklidir
- Tevrat'ın kendisi, ilahi bir kitaptan ziyade Yahudi toplumunun sözlü tarihinin yazıya dökülmüş halidir
- Dinler arası yarış mantığı (Kur'an'ın mahluk olup olmadığı, gökten inme, miraç vb.) Kur'an'ın gerçek mesajını gizlemiştir
İlgili Kavramlar
Rab
Bireyin yaşam biçimini belirleyen ilke ve prensipler
Ruh
İnsanın bilinç ve farkındalık boyutu
Cin
Gizli kalan, görünmeyen gerçeklikler
Vahiy
İçsel kavrayış ve derin idrak süreci
Mucize
İlim ve hikmetle ortaya konulan üstün performans
Asa
İlim, hikmet ve argüman gücünün sembolü
İlgili Yazılar
Tevrat (Tora) Hakkında Kapsamlı Bilgi Dosyası
Tevrat, İbranice "Tora" kelimesinin Arapça karşılığıdır. Yahudiler bu kitaba "Torah" derken, Araplar "Tevrat" olarak adlandırır. Bu bir tercüme meselesidir.
Kur'an ve Sembolizm – Temel Kavramlar ve İlkeler (Bölüm 2)
Bu belge; Kur'an'ın sembolik dili, yaşam odaklı mesajı, mistisizm eleştirisi, melek-cin-şeytan kavramlarının gerçek anlamı, esfele safilin-ahsen-i takvim kavramları, Kur'an'ı bugünleştirme gerekliliği, deizm eleştirisi ve bilgi-bilgelik ayrımı konularını kapsamlı şekilde ele alır. Kur'an insanları yaşam alanına davet eder, yaşam dışı bir alana değil. "Gözleri var görmezler, kulakları var duymazlar" ifadesi; yaşamın içindeki hakikatleri görme ve duyma kapasitesiyle ilgilidir.
Kur'an'da Sembolizm, Adem Kavramı ve İsimlerin Öğretilmesi
Kur'an'daki kıssalar (Musa'nın denizi yarması, İbrahim'in ateşe atılması, Nuh'un gemisi vb. ) tarihsel olarak gerçekten yaşanmış olaylar olarak değil, sembolik anlatımlar (misaller) olarak değerlendirilmelidir. Bu hikayeler insanlığın ortak deneyimlerinden beslenen, insanları etkileyen anlatılardır.
Melek Kavramı - Kapsamlı Bilgi Dosyası (Bölüm 2)
Bu dosya, Kur'an perspektifinden melek kavramının derinlemesine analizini, geleneksel anlayışın eleştirisini ve ayetlerin yeniden yorumlanmasını içermektedir. "Sur'a üfürüldüğü gün, Allah'ın diledikleri müstesna, göklerde ve yerde bulunanlar hep dehşete kapılır. Hepsi boyunları bükük olarak ona gelir.