Kur'an'daki Musa ve Denizi Yarma Hikayesinin Analizi
Genel Yaklaşım: Kur'an Hikayeleri Nasıl Okunmalı
Kur'an'daki Musa ve Denizi Yarma Hikayesinin Analizi
Genel Yaklaşım: Kur'an Hikayeleri Nasıl Okunmalı
Kur'an'daki Musa kıssaları, Musa'dan çok daha sonra Yahudi yazarlar tarafından düzenlenmiş hikayelerdir. Kur'an bu hikayeleri olduğu gibi aktarmaz; okumasını bilene bu hikayeler üzerinden anlamlı mesajlar verir. Kur'an'ın mesajını anlamak için hikayelerin literal değil, sembolik ve akli boyutuyla okunması gerekir.
Musa kıssaları Kur'an'da tek bir surede değil, birçok surede dağınık şekilde yer alır: Taha, Şuara, Araf, Kasas ve diğer sureler. Bu dağılımın da ayrı nedenleri vardır.
Musa'nın Görevi: Tevhit Tebliği Değil, Kavmini Çıkarmak
Şuara Suresi 10-17. ayetler incelendiğinde, Musa'nın asıl amacı ortaya çıkar:
- Allah Musa'ya "Git o zalim kavme, Firavun kavmine" diye nida eder.
- Musa korkar: "Ya Rabbi, beni yalancı sayarlar, göğsüm daralır, dilim dönmez."
- Harun'un da elçi olarak görevlendirilmesini ister; "Tek başıma bu işi yapamam" der.
- Firavun'un kendisine isnat ettiği bir suç (adam öldürme) nedeniyle de öldürülmekten korkar.
Kritik nokta: Şuara Suresi 17. ayette Musa'nın Firavun'a söylediği tek talep şudur: "İsrailoğullarını bizimle beraber gönder." Bu, bir tevhit tebliği değil, kavmini Mısır'dan çıkarma talebidir. Musa'nın ne kendisinin ne Harun'un dini bir tebliğ derdi yoktur; mesele tamamen İsrailoğullarının Mısır'dan çıkarılmasıdır. Bu, bir bakıma milliyetçi bir tavırdır.
Peygamberlerin İnsan Oluşu ve Peygamberliğin Doğuştan Olmadığı
Şuara 20-21. ayetlerde Musa şöyle der:
- "Ben o işi (adam öldürme) şaşkınlık anında yaptım."
- "Sizden korkunca aranızdan kaçtım."
- "Sonra Rabbim bana hikmet bahşetti ve beni peygamberlerden kıldı."
Bu ayetler açıkça gösterir ki:
- Hiçbir peygamber doğuştan peygamber değildir.
- Peygamber olmadan önce hatalar yapmışlardır, korkular yaşamışlardır, kaçmışlardır, panik halinde olmuşlardır.
- Peygamberlik; tefekkür, araştırma, merak ve yöneliş ile kazanılır.
- Bir insanın daha yaratılmadan peygamber olarak seçildiği iddiası Kur'an'ın mesajına aykırıdır. Çünkü henüz iyilik veya kötülük söz konusu değilken bir tercih yapılması mantıksızdır.
Erkek Çocukların Öldürülmesi Meselesi: Geleneksel Anlatı vs. Kur'an
Geleneksel anlatıya göre Firavun, Musa'nın doğumundan önce İsrailoğullarının erkek çocuklarını öldürtüyordu; bu yüzden Musa'nın annesi onu sepete koyup Nil'e bıraktı.
Ancak Araf Suresi 127. ayet bu anlatıyı çürütür:
- Firavun kavminin ileri gelenleri: "Musa'yı ve kavmini serbest mi bırakacaksın?" diye sorar.
- Firavun cevap verir: "Onların oğullarını öldüreceğiz, kızlarını sağ bırakacağız."
Bu ayet, erkek çocukların öldürülmesi kararının Musa hayattayken ve aktif olarak İsrailoğullarını çıkarmaya çalışırken verildiğini gösterir. Musa'dan önce böyle bir uygulama olduğu iddiası bu ayete göre doğru değildir.
Dolayısıyla Musa'nın annesinin onu Firavun korkusundan sepete koyup Nil'e bırakması hikayesi Kur'an'a göre gerçeği yansıtmaz. Ayrıca bu "sepete bırakıp suya bırakma" motifi Musa'dan çok daha eski kültürlerde de bulunan bir hikayedir. Yahudi yazarlar bu motifi alıp Musa'nın hayat hikayesine giydirmiştir.
Ibn Arabi'nin İddiasının Eleştirisi
Ibn Arabi, "Fusus'ul-Hikem" adlı eserinde Musa'nın geleceğinin kahinler tarafından Firavun'a haber verildiğini ve bu yüzden 70.000 çocuğun öldürüldüğünü iddia eder. Ayrıca "ölen her çocuğun manevi gücünün Musa'ya katıldığını" söyler. Bu iddiaların hiçbir kanıtı yoktur; istatistik tutulmamıştır ve bu tamamen Yahudi kaynaklarından aktarılan bir uydurmadır.
Musa'nın Firavun Sarayındaki Konumu ve Kaçışı
Firavun, Musa'ya şöyle der (Şuara 18-19):
- "Seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi?"
- "Yıllarını aramızda geçirmedin mi?"
- "Sonunda o yaptığın işi de yaptın. Sen nankörün birisin."
Geleneksel anlatıya göre Musa, Firavun'un prenslerinden veya generallerinden biriydi; hatta tahtın varisi olarak bile düşünülüyordu. Eğer bu doğruysa, o dönemin şartlarında saraydaki birinin sokaktan sıradan bir insanı öldürmesi cezalandırılacak bir olay değildi. Musa bu konumdaysa neden kaçsın?
İhbar Meselesi
Musa'nın öldürdüğü kıptiyi (Mısırlı yerliyi) kendi kavminden, İsrailoğullarından biri ihbar etmiştir. Bu ihbarın arkasında stratejik bir amaç vardır:
- İsrailoğulları cemaati Musa'yı önder olarak benimsemişti.
- Ancak Musa Firavun'dan kopmuyordu.
- İhbar yoluyla Musa'yı Firavun'la düşman konumuna düşürüp Firavun'un onu reddetmesini sağlamak istediler.
- Böylece Musa'nın İsrailoğullarına sığınıp onları koruması amaçlanmıştı.
- Bu taktik, Yahudi geleneğinde farklı dönemlerde de (Hitler dönemi dahil) uygulanmıştır.
Medyen'e Gidiş: Kaçış Değil, Eğitim
Musa'nın Mısır'dan ayrılması geleneksel olarak bir "kaçış" olarak sunulur. Ancak gerçekte bu bir eğitim amacıyla yapılan bilinçli bir yolculuktur.
İsrailoğullarının Talebi
İsrailoğulları Musa'ya dediler ki:
- "Sen bizim kültürümüzü, dini anlayışımızı, geleneklerimizi bilmiyorsun."
- "Sarayda büyüdün, aramızda yaşamadın."
- "Bunları bilmeden bize önderlik yapamazsın."
- "Bizim geleneklerimizi, dini inançlarımızı, kültürümüzü en iyi bilen yaşayan en büyük bilgemiz Şuayb'dır (Kur'an'da Şuayb Peygamber). Git ondan öğren."
Kasas Suresi 22
"Medyen'e doğru yöneldiğinde 'Umarım Rabbim beni doğru yola iletir' dedi."
Bu ayet, Musa'nın hedefli ve amaçlı bir yönelişi olduğunu gösterir. Mısır büyük bir ülkedir; bir cinayet işlemiş olsaydı başka bir yere kaçıp saklanabilirdi. Kızıldeniz'i geçme gibi zorlu bir eyleme girişmezdi. Ama Musa kararlıdır ve Medyen'e gidecektir.
Medyen'in Coğrafyası
Medyen, bugünkü Suudi Arabistan topraklarındadır. Mısır ile Suudi Arabistan arasında Kızıldeniz bulunur. Musa'nın Medyen'e gitmesi için Kızıldeniz'i geçmesi gerekir.
Kızıldeniz'in Üç Kez Geçilmesi Meselesi
Musa Kızıldeniz'i üç kez geçmiştir:
-
Birinci geçiş: Mısır'dan Medyen'e giderken. Henüz peygamber değildir, asası yoktur, denize vurma gibi bir olay anlatılmaz. Ama geçmiştir.
-
İkinci geçiş: Medyen'den Mısır'a dönerken. Yine hiçbir olağanüstü olay anlatılmaz.
-
Üçüncü geçiş: İsrailoğullarını toplu olarak alıp geçirirken. Sadece bu geçiş için "asasını vurdu, deniz yarıldı" hikayesi anlatılır.
Musa'nın denizi "yarması" denilen olay, daha önce iki kez geçtiği bir yoldur. Bu yolu bilmektedir. "Su yolu yapmıştır" deyimi tam da bunu karşılar.
Kur'an'daki Üç Farklı Anlatım ve Bunun Anlamı
Denizin geçilmesi Kur'an'da üç farklı surede farklı şekillerde anlatılır:
1. Taha Suresi 77
"Kullarımla geceleyin yürü de onlara denizde kuru bir yol aç. Yetişilmekten korkmazsın ve endişe de etmezsin."
- Asa'dan bahsedilmez
- Bölünme, patlatma gibi ifadeler yoktur
- "Kuru bir yol aç" denir
2. Şuara Suresi 63
"Musa'ya 'Vur asanla denize' diye vahyettik. Vurunca deniz yarıldı. Her bölük koca bir dağ oluverdi."
- Asa ile vurma geçer
- Deniz yarılması ve dağ gibi su bölükleri tasvir edilir
3. Bakara Suresi 50
"Hani bir zamanlar sizin için denizi yarıp sizi kurtardık. Firavun'un adamlarını suda boğduk. Siz de bakıp duruyordunuz."
- Asa geçmez
- Sadece "denizi yardık" ifadesi kullanılır
Bu Farklılığın Anlamı
Bu üç farklı anlatım, olayın yazılı olmayan, nesilden nesile sözlü aktarımla taşınan bir halk hikayesi olduğunu gösterir. Her topluluk ve cemaat kendine göre bir versiyon oluşturmuştur. Kur'an bu farklılıkları bilerek aktararak bunların halk hikayeleri/masallar/mitolojiler olduğunu vurgular.
Kehf Suresi Paraleli: Kur'an'ın Halk Hikayelerine Yaklaşımı
Kehf Suresi 22. ayet, Kur'an'ın halk hikayelerine nasıl yaklaştığını gösteren önemli bir örnektir:
Ashab-ı Kehf'in sayıları hakkında:
- "Bazıları 3 kişidir, 4.leri köpekleridir diyecekler."
- "Bazıları 5 kişidir, 6.ları köpekleridir diyecekler."
- "7 kişidir, 8.leri köpekleridir derler."
- "De ki: Onların sayılarını Rabbim daha iyi bilir. Onları ancak pek azı bilir."
Kur'an bu halk arasındaki dedikodunun hiçbirini doğrulamaz: "Rabbim doğrusunu daha iyi bilir" der. Tıpkı bunun gibi, denizin yarılmasının üç farklı ayette farklı şekillerde anlatılması da bunların halk hikayeleri olduğunu gösterir.
Kehf Suresi devam eder: "Bu konuda bir münakaşaya girişme ve bunlar hakkında kimseye bir şey sorma." Yani halk hikayesi üzerinde tartışma bile olmaz.
Mağarada kalma süreleri için de benzer yaklaşım görülür: "Mağaralarında 300 yıl kaldılar, 9 yıl da buna ilave ettiler" denir. Kur'an'ın cevabı yine: "Doğrusunu Allah bilir." Bu ifade, iddiayı reddetmektir.
Asa'nın Gerçek Anlamı: Sembolik Bir Kavram
Kur'an'da Musa'nın asası tanımlanır:
- "Ya Musa, elindeki nedir?" - "Ya Rabbi, asamdır."
- "Ne yaparsın?" - "Hayvanlarıma ot indiririm, ona yaslanırım, diğer ihtiyaçlarımı görürüm."
Bu diyalog Musa'nın sıradan bir çoban olduğunu gösterir. Asa bırakılınca "yılan oluverdi" denilmesi ve tekrar tutunca asa olması semboliktir.
Asa'nın temsil ettiği kavramlar:
- Akıl gücü
- Deneyimler ve tecrübeler
- Yaşam anlayışı ve hayat anlayışı
- Bilgi birikimi
"Asanla denize vur" emri şu anlama gelir: "Bilgi birikimini, deneyimlerini, tecrübelerini ve aklını kullan. Bunlarla yanaş bu denize."
Deniz Geçişinin Rasyonel Açıklaması
Musa aklını ve deneyimlerini (asasını) kullanarak şunu biliyordu:
- Kızıldeniz'de gel-git olayı vardır.
- Sular belirli zamanlarda alçalır ve diz boyu bir suya dönüşür.
- Bu bilgiyi daha önceki iki geçişinde edinmişti.
Olay Nasıl Gerçekleşti
- İsrailoğulları suya vardıklarında su dağ gibiydi.
- Cemaat isyan etti: "Bizi buraya neden getirdin?"
- Musa oradan ayrılmadı. "Oturun, dinlenin" dedi.
- Firavun arkadan geliyorken bile gece boyunca orada beklediler.
- Sabah kalktıklarında sular hafif hafif çekilmişti.
- Musa bunu zaten biliyordu; üçüncü kez geçtiği bir yoldu.
Bilimsel Veriler
Bilimsel çalışmalara göre Musa'nın geçtiği yer Kızıldeniz'deki Tiran Geçidi (Tiran Boğazı) olarak tespit edilmiştir. Bugünkü Sharm el-Sheikh yakınlarında bir bölgedir. Bu bölgede gel-git olayıyla sular çekilir ve karşıya geçiş mümkün hale gelir.
Sopasıyla vurup denizi karpuz gibi ikiye yarma gibi bir olay söz konusu değildir.
"Alemlerin Rabbi" Kavramı ve Yahudi Rab Anlayışı
Kur'an'da Musa'nın Firavun'a "Alemlerin Rabbi" kavramını kullandığı aktarılır. Ancak:
- Musa'nın "alemlerin Rabbi" kavramını anlayacak ve idrak edecek kapasitede olup olmadığı tartışmalıdır.
- Yahudi/Tevrat geleneğinde "alemlerin Rabbi" değil, sadece "Rab" kavramı vardır.
- "Rab" ile "alemlerin Rabbi" kavramları çok farklıdır.
- "Alemlerin Rabbini" kabul eden bir topluluk, "benim Rabbim, ben üstün bir ırkım/milletim" anlayışına sapamaz.
Kur'an bu kavramı Musa'ya söyleterek aslında kendi dönemindeki Yahudilere mesaj verir: "Sizin Rabbiniz değil, alemlerin Rabbidir." Çünkü o dönemde yaşayan Yahudiler de "Yahudilerin Rabbi" anlayışıyla konuşuyorlardı. Kur'an, Musa üzerinden bu kavramı kullanarak evrensel bir Tanrı anlayışını vurgular.
Hz. Muhammed'in Hicreti ile Musa'nın Denizi Yarması Arasındaki Paralellik
İki olay arasında önemli bir benzeşme vardır:
Musa
- İsrailoğullarını Mısır'dan aldı çıkardı.
- Kureyş/Mısır toplumunu inanç anlamında ikiye yardı.
Hz. Muhammed
- Mekke'de Müslümanlar zorda kalınca Medine'ye hicret ettirdi.
- Bir kısmını Yemen'e gönderdi.
- Kendisi de ölüm tehdidi nedeniyle Mekke'yi terk etti.
- Kureyş toplumunu inanç anlamında ikiye yardı; Müslüman bir cemaat oluşturdu ve onları Mekke'den çıkardı.
Hicret kelimesi hakkında: "Hicret" aslında bir kaçıştır. Ölüm tehlikesinin haberi alındığı için mecburen gerçekleştirilen, hesaplı ve akli bir eylemdir.
Mağara Örümcek Ağı Hikayesi
Kaçış yolundaki mağarada takipçiler örümcek ağı ve güvercin yumurtaları görmüş, "Burada biri saklanmış olsaydı ağ bozulurdu" diyerek aramayı bırakmıştır. Bu olay maalesef "peygamberin mucizesi" olarak anlatılır. Ancak böyle bir mucizenin kanıtı yoktur; bu, sonradan uydurulmuş bir hikayedir.
Mucize Üretme Geleneği
Müslümanlar, eski bir rekabet içinde düşünmüşlerdir:
- "Musa'nın mucizesi var, İsa'nın var, Nuh'un var."
- "Hz. Muhammed'in mucizesi yok. Mucizesi olmayan peygamber olmaz."
- Bu mantıkla peygambere birçok mucizevi hikaye yüklemişlerdir.
- Kur'an'da Hz. Muhammed'e böyle bir mucize atfedilmez.
Kur'an'da "Mucize" Kelimesi
Kur'an'da "mucize" (mu'cize) sözcüğü hiç geçmez. Peygamberlere atfedilen mucizeler sonradan üretilmiş anlatılardır. Kur'an masal anlatmaz; masallar üzerinden akla, hikmete, ilme ve Kur'an'ın kendi mesajına uygun mesajlar verir.
Ayetlerden Alınan Mesajların Özeti
"Ayetlerimizle gidin" ifadesi
Şuara Suresi'nde Allah "Haydi ikiniz ayetlerimizle gidin" der. Kur'an'ın orijinal mesajında "ayetlerimizle" geçmesine rağmen, birçok tefsir ve mealde bu "mucizelerimizle gidin" şeklinde çevrilmiştir. Bu bir çarpıtmadır.
Hz. Muhammed'in duruşu ile karşılaştırma
Hz. Muhammed'in müşriklere karşı söylediği rivayet edilen söz: "Bir elime ayı, bir elime güneşi verseniz Rabbimin bildirdiğinden başka bir şey yapmam." Bu iddialı bir duruş iken, Musa'nın korktuğunu, dilinin dönmediğini, tek başına yapamayacağını söylemesi peygamberlerin insani yönlerini ortaya koyar.
Temel Çıkarımlar
- Kur'an kıssaları literal/tarihsel olarak değil, verdikleri mesajlar üzerinden okunmalıdır.
- Peygamberlik doğuştan değildir; tefekkür, araştırma ve yönelişle kazanılır.
- Kur'an'daki farklı anlatımlar (aynı olayın farklı versiyonları), bunların halk hikayeleri olduğuna işaret eder.
- Asa, fiziksel bir sopa değil; akıl, bilgi ve deneyimin sembolüdür.
- Denizin yarılması, gel-git olayının bilinmesi ve deneyimle açıklanabilir doğal bir geçiştir.
- Kur'an'da "mucize" kelimesi yoktur; mucize kavramı sonradan üretilmiştir.
- "Alemlerin Rabbi" kavramı, dar milliyetçi/kavimci Tanrı anlayışına karşı evrensel bir mesajdır.
- Kur'an, akletmeyi defalarca önerir; ancak Kur'an mesajı söz konusu olunca akletme maalesef ciddiye alınmaz.
- Geleneksel din anlayışında aktarılan birçok hikaye, Kur'an'ın kendi ayetleriyle çelişmektedir.
İlgili Kavramlar
Rab
Bireyin yaşam biçimini belirleyen ilke ve prensipler
Cin
Gizli kalan, görünmeyen gerçeklikler
Mucize
İlim ve hikmetle ortaya konulan üstün performans
Asa
İlim, hikmet ve argüman gücünün sembolü
Tevhit
Varlığın birliği ve bütünlüğü ilkesi
Firavun
Güç ve otorite temelli yönetim anlayışının sembolü
İlgili Yazılar
Mucize Kavramı, Musa'ya Atfedilen Mucizeler ve Kur'an'daki Gerçek Anlam
Mucize, "aciz" kökünden gelir. Bir olay veya olgu karşısında şaşkınlık yaşama ve onu açıklayamama, açıklamaktan aciz kalma durumunu ifade eder. Yani insanoğlu, anlaşılması ve açıklanması yapılamayan olaylara "mucize" demiştir.
Kur'an Mantığı, Din Anlayışı ve Düşünce Sistemi
Bu belge; mevcut din anlayışının sorunlarını, Aristo mantığı ile Kur'an mantığı arasındaki temel farkları, "mucize" kavramının eleştirisini, Kur'ani kavramların doğru anlaşılması gerekliliğini ve düşünce temelli yeni bir yaklaşım çağrısını kapsamaktadır. Bugünkü yaygın din anlayışı; namaz, ibadet ve ritüelleri merkezine alan, bunları "öbür dünya" endeksli bir yaşam biçimine indirgeyen bir yapıdadır. Bu anlayışta din, bu dünya için değil, ölüm sonrası için yaşanır.
Kur'an'da Musa ve Asa Anlatımları: Sembolik Analiz
Kur'an'daki tüm hikayeler ve peygamberler üzerinden anlatılan kıssalar, aslında Hz. Muhammed'in hikayesidir. Onun vahiy süreci, aldığı vahiylerin değerlendirilmesi, yaşam ve mistik deneyimlerinin tamamı, diğer peygamberlerin hikayeleri üzerinden anlatılır.
RAB KAVRAMI: KURAN PERSPEKTİFİNDEN KAPSAMLI BİR ANALİZ
Rab sözcüğü sözlükte şu anlamlara gelir: Rab sözcüğü Kur'an'da 962 yerde geçmektedir. Bu denli yoğun kullanım, kavramın önemini kendiliğinden ortaya koymaktadır. Araplar günlük dilde "Rabbül beyt" (evin rabbi) ifadesini kullanırlar.