Mucize Kavramı, Musa'ya Atfedilen Mucizeler ve Kur'an'daki Gerçek Anlam
1. Mucize Kavramının Tanımı ve Eleştirisi
Mucize Kavramı, Musa'ya Atfedilen Mucizeler ve Kur'an'daki Gerçek Anlam
1. Mucize Kavramının Tanımı ve Eleştirisi
Sözlük Anlamı
Mucize, "aciz" kökünden gelir. Bir olay veya olgu karşısında şaşkınlık yaşama ve onu açıklayamama, açıklamaktan aciz kalma durumunu ifade eder. Yani insanoğlu, anlaşılması ve açıklanması yapılamayan olaylara "mucize" demiştir.
İslam Alimlerinin Yaklaşımı
İslam alimleri mucizeyi daha öteye götürmüşlerdir:
- Mucizenin peygamberlere mahsus bir özellik olduğunu iddia etmişlerdir.
- Peygamberlerin peygamberliğinin kanıtı olarak gösterilen doğaüstü olaylar şeklinde sunmuşlardır.
Mucize Neden Gerçek Değildir
Bu yaklaşım temelden yanlıştır. Doğada veya hayatta meydana gelen olayların tamamını açıklayamayabiliriz, tamamına anlam veremeyebiliriz. Ancak bu bir mucize değildir; bu sadece bilgisizliği ve yetersizliği gösterir.
Örnek: Bir cep telefonunun nasıl işlediğini, teknik özelliklerini, sesin ve görüntünün nasıl iletildiğini bilmeyen biri için bu cihaz "mucizevi" bir araçtır. Ancak uzman bir kişi bunun nasıl çalıştığını, ses ve görüntü iletiminin teknik bilgilerini açıklayabilir. O zaman bu bir mucize değildir.
Temel İlke: Benim bilmediğim şey bir başkası tarafından bilinebilir. Benim için mucize olan, bilen için mucize değildir. Mucize, bireyin o konudaki bilgisizliği ve yetersizliğidir.
Doğru yaklaşım: "Ben bu konuyu bilmiyorum ama bir başkası bu konuyu bilir ve hatta açıklayabilir de" demektir. Mucize yakıştırması yapmamaktır.
Peygamberlere Mahsus Mucize İddiasının Çürütülmesi
Peygamberlere mahsus olduğu iddia edilen doğaüstü olaylar, peygamberliği tasdik edici anlamda bir gösteri (şov) gibi sunulmaktadır. Ancak bugün biliyoruz ki doğaüstü gibi zannedilen olaylar aslında mucize değildir.
Kritik Çelişki: İslam alimleri bir yandan mucizenin peygamberliğin kanıtı olduğunu iddia ederken, diğer yandan Hz. Muhammed'e mucize verilmediğini söylüyorlar. Bu durumda ya "mucize peygamberliğin kanıtıdır" tezi yanlıştır ya da Hz. Muhammed'in peygamberlik iddiası yanlıştır. Bu iki seçenek mantıksal bir çıkmaz oluşturur ve mucizenin peygamberliğin kanıtı olmadığını kanıtlar.
Sonuç: Mucize gibi anlatılan hiçbir olay ve olgu, peygamberin peygamberliğinin kanıtı değildir ve olamaz.
2. Kur'an'da "Mucize" Kavramı Yoktur
Bakara 118. Ayet Analizi
Bu ayet, mucize iddiasının temel dayanaklarından biri olarak kullanılır:
"Bilgiden nasibi olmayanlar da 'Allah bizimle konuşsa ya, yahut bize de bir ayet (kanıt) gelse ya' dediler."
Kritik Nokta: Kur'an'da "mucize" kelimesi geçmez. Kullanılan kelime "ayet"tir. Ayet ise "kanıt" demektir. Ayeti "mucize" olarak tercüme etmek büyük bir ihanettir.
Ayetin devamı: "Bunlardan öncekiler de tıpkı bunların dedikleri gibi demişlerdi. Onların kalpleri birbirine benzedi."
Bu ifade, Hz. Muhammed'ten mucize bekleyenlerle Lut'un, Nuh'un, Musa'nın, İsa'nın kavminin de aynı tür taleplerde bulunduğunu gösterir. "Kalpleri birbirine benzedi" demek, yaşam biçimleri ve hayat anlayışları aynıydı demektir. Aynı gerilikteydiler, aynı ilkellikteydiler.
"Gerçekten yakine ermek isteyen (doğruya, gerçeğe, hakka, idrake yatkın olmak isteyen) bir topluluk için biz ayetleri çok açık seçik gösterdik."
Ayet = Kanıt
- "Ayet" kelimesi Kur'an'da "kanıt" anlamında kullanılır.
- "Bismillahirrahmanirrahim" bir ayettir; yani mesajın doğruluğunun kanıtıdır.
- Geçmişte de, şimdi de, gelecekte de yaşama dair kanıtlar hayatın içinde gösterilmektedir.
- Ne geçmiş peygamberlere mucize verilmiştir, ne Hz. Muhammed'e, ne de başka kimseye. Verilmiş bir mucize diye bir şey söz konusu değildir.
Mucize Kavramının Zararları
Mucize kavramı toplulukları körleştiren, manen öldüren kavramlardan biridir. Mucize denildiğinde Kur'an anlaşılmaz bir kitap haline gelir.
3. Teknoloji ve Mucize Karşılaştırması
Günümüz teknoloji ürünleri (telefon, uçak, klonlama teknolojisi - Dolly koyunu örneği, teknik yolla yağmur yağdırma vb.) hiçbir peygamberin yaratmadığı ve yaratamayacağı harikalar üretmiştir. Eğer mucize kabul edilecekse, teknolojinin mucize ürünleri geçmişte hiçbir peygamberin hayal bile edemediği ürünlerdir.
Evrensel İlke: Bilmediğimiz her şey bizim için mucize gibi olabilir. O zaman hepimiz her gün bir mucize ile karşı karşıyayız. İzah edemediğimiz şey bize mucize gibi geliyor ama gerçekte mucize yoktur, sadece bilgisizlik söz konusudur. Bilgisizlik giderildiğinde mucizenin olmadığı görülecektir.
4. Kur'an'ı Anlamada Nirengi Noktaları
- Mucize kavramı Kur'an'da yoktur. Kur'an'da mucizenin geçmiş peygamberlere veya diğer olaylarda varlığına dair bir iddia yoktur.
- Peygamber kıssalarının literal okunması problemi: Kur'an'da anlatılan peygamber hikayelerini gerçek olmuş hikayeler gibi anlamak ve kabul etmek, Kur'an'ı anlamada çok temel problemlere yol açar.
- Mucize ile literal okuma birbirini destekler ve Kur'an'ın anlaşılmasını engeller.
5. Musa'ya Atfedilen 9 İşaret (Ayet) ve Bilimsel Açıklamaları
Kur'an'da 9 ayet (kanıt/işaret) sezilir. Bunlar "mucize" değil, doğal olaylardır. Yahudi alimleri, Tevrat alimleri ve ahit araştırmacıları da bu olayların doğaüstü mucizeler değil, sıradan doğa olayları olduğunu ortaya koymuşlardır.
Doğa Olaylarının Ayrım Yapmadığı Gerçeği
Tevrat'ta bu felaketlerin sadece Mısır kavmine geldiği, İsrailoğullarına gelmediği iddia edilir. Ancak Tevrat araştırmacıları bunu reddeder: Doğa olayları ayrım yapmaz. Bir deprem, volkanik patlama, tsunami veya bomba olduğunda mümin-kafir ayrımı yapılmaz. Herkes yakın-uzak mesafesine göre etkilenir. Bu iddia boş bir iddiadır.
5.1 Musa'nın Parlak Eli
Sağ elin göğsün üzerine bırakıldığında pırıl pırıl çıkması olayı, ayrı bir konu olarak ele alınmıştır. (Doğaüstü bir olay değildir.)
5.2 Asanın Büyüleyici Gücü
Asanın gücü de ayrıca ele alınmış olup, doğaüstü bir olay değildir.
5.3 Suyun (Nil'in) Kana Dönüşmesi ve Balıkların Ölümü
Bilimsel Açıklama - Santorini Volkanı:
- MÖ 1500'lü yıllarda Yunanistan'a ait Santorini adasında büyük bir volkanik patlama meydana gelmiştir. Bu ada Mısır'ın karşısına denk düşmektedir.
- Volkanik patlamadan çıkan küller, yapılan son araştırmalara göre Nil'in tabanında bulunmuştur.
- Çökelme sonucu oluşan kum tabakası Nil'i kırmızı renkte boyamış ve suyu içilmez hale getirmiş olabilir. Bu olay "kan" olarak nitelendirilmiştir.
Bilimsel Açıklama - Victoria Gölü Bölgesi:
- Kenya, Tanzanya ve Orta Afrika'daki Victoria Gölü bölgesinde şiddetli sağanak yağışlar, kızıl toprakları Nil'e karıştırmıştır.
- Bu topraklar suyu "kan kırmızısı" rengine boyamıştır.
- Kızıl toprakların fazla yağmurlarla Nil'e boşalması, zehirli su yosunlarının artışına ve toksik maddelerin çoğalmasına yol açmıştır.
- Bu durum Nil'in kirlenmesine neden olmuştur; bu olay günümüzde de yaşanmaktadır.
- Balıklar ölmüş ve kıyıya vurmuştur. Günümüzde de görülen bir doğa olayıdır.
5.4 Kurbağaların Şehirlere Akın Etmesi
- Suyun kalitesi bozulunca hayvanlar ölmeye başlamıştır.
- Kurbağalar zehirleyici suya dönüşen ortamdan kaçarak karaya vurmuşlardır.
- Kurbağalar kaçınca sarayların içine kadar girmiştir.
5.5 Bit ve Sineklerin Çoğalması (Haşere Salgını)
- Kurbağaların azalması (çünkü kurbağalar bit ve sineklerle beslenir), böcek nüfusunda artışa yol açmıştır.
- Doğal denge bir kez bozulduğunda dalga dalga birbirini etkileyerek gelişir:
- Suyun bozulması
- Balıkların ölmesi
- Kurbağaların ölmesi/kaçması
- Sinek ve sivri sineklerin çoğalması (bataklık haline gelen ortam)
- Bu zincirleme reaksiyon tamamen doğal dengenin bozulmasının sonucudur.
5.6 Sivrisinek ve Hastalıklar (Çıbanlar)
- Sivri sineklerin çoğalması, ısırgan sineklerin nüfusundaki artış hastalıklara ve çıbanlara sebebiyet vermiştir.
- Haşere salgını hastalıkların yayılmasına neden olmuştur.
5.7 Dolu Yağması
- Dolu yağmış, ekinler bozulmuştur. Ancak dolu her zaman yağan bir doğa olayıdır; bugün de yağmaktadır.
- Volkanik hareketler küllerin yanı sıra kükürt de getirir ve bu hava sistemini değiştirip doluya sebep olabilir.
- Cevizden büyük dolular günümüzde de yağmaktadır.
5.8 Çekirge İstilası
- Beslenme alanlarının kısıtlanması çekirge sürülerinin istila etmesine neden olmuştur.
- Bu olay günümüzde de var olan doğal bir olaydır.
- Doğanın dengesinin bozulması halinde ortaya çıkar.
5.9 Kıtlık ve Meyvelerin Azalması
- Tüm bu zincirleme doğa olaylarının bir sonucudur.
- Tufan, haşereler, çekirgeler ve diğer afetlerin tarıma verdiği zarar kıtlığa yol açmıştır.
Kımıl Haşeresi
Bitkileri yiyip bitiren, çürüten bir haşere türüdür. Bütün bu olaylar Mısır doğasının hem o gün hem bugün zaman zaman meydana gelen rutin olaylarındandır. Doğanın davranış biçimlerindendir.
6. Denizin Yarılması Olayının Gerçek Açıklaması
Gelgit Olayı
- Denizin/suyun yarılması, bir gelgit olayıdır. Musa, suyun belli bir süre içinde ve belli bir zaman diliminde alçalacağını ve bunun bir gelgit olayı olduğunu biliyordu.
- Musa o yolu üçüncü defa geçiyordu. Bildiği bir yoldu, onun için yabancı bir şey değildi.
- Musa asasıyla suyu yarmamıştır. Suyun kendiliğinden seviye kaybetmesine bir başka güç (ayın hareketleri gibi) etki etmiştir.
- Bu hiçbir zaman bir mucize değildir; doğanın genel davranış biçimlerinden biridir ve bugün de olmaktadır.
Siago Sahilleri Örneği
Günümüzde hâlâ suyun alçalıp yükselmesi, gelgit olayları gerçekleşmektedir. Bu doğal bir süreçtir.
İzleyenler İçin Mucize, Musa İçin Değil
- İzleyenler için mucize gibi görünse de Musa için mucize değildi.
- Musa'nın kavmi suyun gelgit olayını bilmiyordu; onlar için mucize bir olaydı. Ama Musa biliyordu.
7. Mısır'da Kedi Kültü ve Çok Tanrıcılık
Kedinin Tanrılaştırılması
- Mısır'da kedilere tanrı statüsü verilmiştir.
- Sebebi: Bir dönemde fare ve böcek çokluğu yaşanmış, bu haşereler depolardaki ürünleri çürütmüş ve tüketmiştir.
- Kedilerin fare ve diğer haşereleri avlaması dikkate alınarak kedi beslenmesi teşvik edilmiştir.
- Kediler bu fonksiyonlarından dolayı tanrı mesafesine yükseltilmiştir.
Çok Tanrıcılığın Mantığı
- İnsanoğlunun hayatına pozitif anlamda katkı sağlayan veya korkutan doğa olayları ve doğal güçler tanrı kabul edilmiştir.
- Buradaki "tanrı" kavramı, doğanın güç odaklarıdır; bizim anladığımız anlamda "Allah" kavramından farklıdır.
8. "Rab" Kavramı ve Firavun'un İddiası
Kur'an'daki Ayet
Firavun: "Ben sizin en ala (en iyi) rabbinizim."
Doğru Anlam
- Firavun "yüce ilahınızım" demiyor, "rabbinizim" diyor.
- İlah ile Rab arasında fark vardır.
- Rab kavramı: Terbiye edici, yönetici anlamına gelir.
- Firavun'un iddiası: "Ben sizin en iyi yöneticinizim. En iyi kralınızım. Beni benden daha iyi yönetecek birini kabul etmiyorum."
- "En ala rabbinizim" demesi, yöneticilik iddiasında bulunan başkalarının (Musa dahil) da varlığını zımnen kabul ettiğini gösterir. Birden çok rabbin (yöneticinin) varlığı ifade edilmiş olur.
9. Yöneticilerin Kendilerini İlahileştirmesi
Tarihsel Örnekler
- Abbasi/Emevi/Selçuklu/Osmanlı Sultanları: "Ben Halifetullah'ım" (Allah'ın yeryüzündeki halifesiyim) diyorlardı. Bu Kur'ani bir kavram değildir; Allah'ın halifesi olmaz.
- Osmanlı: "Zillullah fil arz" (Allah'ın yeryüzündeki gölgesiyim) ifadesi kullanılırdı.
- Japon İmparatoru: "Güneşin oğlu" olarak nitelendirilir.
- İngiliz Kralı: "Mavi kan/asil kan taşıyan" biri olarak kabul edilir.
Evrensel İlke
Toplumları yönetmek isteyen insanlar, köklerini ilahileştirmek zorundadırlar. Kitleyi ancak böyle etkileyebilirler.
Karşılaştırma
Firavun'un "ben sizin en ala rabbinizim" sözü ile Müslüman bir sultanın "ben Allah'ın yeryüzündeki gölgesiyim" sözü yan yana bırakıldığında, Firavun'un ifadesi daha masum kalır. Çünkü Firavun sadece "yöneticinizim, terbiye edicinizim" derken, sultan kendini doğrudan Allah'ın gölgesi ilan etmektedir.
10. Kavramsal Düşünmenin Önemi
- Kavramların kullanılma biçimi ve içlerinin doğru doldurulabilmesi oranında anlayış gelişir.
- Kavramlara yüklenen anlamın değeri burada kendini gösterir.
- Kavramsal düşünme, metinleri ve tarihi olayları doğru anlayabilmenin temelidir.
11. Doğa Yasalarının Temel İlkeleri
Musa'ya atfedilen mucizelerin hiçbiri gerçek mucize değildir. Yani:
- Bir defaya mahsus olmak üzere ortaya çıkmış olaylar değildir.
- Musa eliyle gerçekleştirilmiş olaylar değildir.
- Musa'yı desteklemek için ortaya çıkmış olaylar değildir.
Çünkü:
- Doğa hiçbir kimseye, hiçbir peygambere özel statü yüklemez.
- Doğa yasaları kendi akışı içerisinde devam eder.
- İnsanlarla, hayvanlarla, inananla, inanmayanla farklı davranmaz.
- Doğa, kendi varoluşsal düzenini peygamberler dahil hiç kimse için değiştirmez.
12. Tevrat'taki 10 Emir ve Kur'an'ın Yaklaşımı
Tevrat'ta Geçen 10 Emir
- Allah'a ortak koşmayın.
- Haksız yere adam öldürmeyin.
- Zina etmeyin.
- Faiz yemeyin.
- Sihir yapmayın.
- Suçsuz insanı öldürmesi için zalim yöneticiye teslim etmeyin.
- Savurganlık yapmayın.
- Namuslu kadınlara iftira atmayın.
- Savaştan kaçmayın.
- Sebt günü (Cumartesi) kutsal gündür; o gün çalışmayın, Tanrıya ibadet edin.
Kur'an'ın Yaklaşımı
Kur'an bu emirlerden 9 tanesini alır, 10. emri (Cumartesi gününün kutsallığı) almaz.
Günlerin Kutsallığı Yoktur
- Günler kutsal olmaz, mübarek olmaz.
- Cumartesi diye bir gün gerçekte yoktur; bir takvim sistemi oluşturulmuştur.
- Cumartesi günü kutsal ise pazar günü rezil mi, cuma günü kötü mü? Böyle bir ayrım yapılamaz.
- Günlerin ve gecelerin kutsallığı kültürel bir beyandır.
- Toplumları yönetmek ve yönlendirmek için akıl sahipleri tarafından yapılmış bir düzenektir.
Hafta ve Takvim Kavramı
- Hafta diye elle tutulur, gözle görülür bir şey yoktur.
- İnsanoğlu doğadaki var olan davranışı (mevsimsel dönüşümü) kategorize etmiştir: mevsimler, aylar, haftalar, günler.
- Bu takvim insanın yaşamı için oluşturulmuştur.
- Doğanın takvimi kendi içinde bellidir: mevsimlerin dönüşü doğanın çıplak takvimidir.
13. Kutsallık Kavramı
- Var olan hiçbir şeye veya her şeye kutsal denebilir.
- Ya her şeye kutsal diyeceksiniz ya hiçbir şeye kutsal demeyeceksiniz.
- Kutsallık insanın yakıştırmasıdır, insanın zannıdır.
- Günlerin ve gecelerin kutsallığından söz edilemez.
Özet: Temel Çıkarımlar
- Mucize kavramı bilgisizliğin kendisidir. Açıklayamadığımız her şeye mucize demek yetersizliğimizi gösterir.
- Kur'an'da "mucize" kelimesi geçmez. "Ayet" (kanıt) kelimesi kullanılır; bunun mucize olarak tercüme edilmesi büyük bir çarpıtmadır.
- Hiçbir peygambere mucize verilmemiştir. Ne geçmiş peygamberlere ne Hz. Muhammed'e.
- Musa'ya atfedilen 9 işaretin tamamı doğal olaylardır. Volkanik patlama, gelgit, ekolojik denge bozulması gibi bilimsel olarak açıklanabilir olaylardır.
- Doğa yasaları hiç kimse için değişmez. Peygamberler dahil hiç kimseye özel muamele yapılmaz.
- Rab kavramı yönetici/terbiye edici anlamındadır, ilah kavramından farklıdır.
- Yöneticiler tarih boyunca kendilerini ilahileştirmiştir - bu evrensel bir yönetim stratejisidir.
- Günlerin ve gecelerin kutsallığı yoktur - bunlar kültürel yapılardır.
- Kavramsal düşünme Kur'an'ı ve tarihi olayları doğru anlamanın temelidir.
İlgili Kavramlar
Rab
Bireyin yaşam biçimini belirleyen ilke ve prensipler
Cin
Gizli kalan, görünmeyen gerçeklikler
Mucize
İlim ve hikmetle ortaya konulan üstün performans
Asa
İlim, hikmet ve argüman gücünün sembolü
Halife
Bilinçli varlık olarak insanın evrendeki sorumluluğu
Firavun
Güç ve otorite temelli yönetim anlayışının sembolü
İlgili Yazılar
Kur'an'daki Musa ve Denizi Yarma Hikayesinin Analizi
Kur'an'daki Musa kıssaları, Musa'dan çok daha sonra Yahudi yazarlar tarafından düzenlenmiş hikayelerdir. Kur'an bu hikayeleri olduğu gibi aktarmaz; okumasını bilene bu hikayeler üzerinden anlamlı mesajlar verir. Kur'an'ın mesajını anlamak için hikayelerin literal değil, sembolik ve akli boyutuyla okunması gerekir.
Bakara Suresi - İnek Kıssası: Ayetlerin Yorumu ve Eleştirel Analiz
Bakara suresinde yaklaşık 14 ayet üzerinden anlatılan bir kıssa bulunmaktadır. Bu kıssa Hz. Musa dönemine ait olup Yahudi kavmiyle ilgilidir.
Kozmoloji, Evren ve İnsan – Temel Bilgiler ve Kavramlar
Kozmoloji, kısaca "evren bilim" demektir. İçinde yaşadığımız evrenin (kainatın, alemlerin) ne olduğunu, nasıl olduğunu, ona nasıl baktığımızı inceleyen bilim dalıdır. Kozmoloji şu temel soruları ele alır: İlk insan kavramı, klasik anlamda Adem ile başlatılır.
Kur'an'da Sembolizm, Adem Kavramı ve İsimlerin Öğretilmesi
Kur'an'daki kıssalar (Musa'nın denizi yarması, İbrahim'in ateşe atılması, Nuh'un gemisi vb. ) tarihsel olarak gerçekten yaşanmış olaylar olarak değil, sembolik anlatımlar (misaller) olarak değerlendirilmelidir. Bu hikayeler insanlığın ortak deneyimlerinden beslenen, insanları etkileyen anlatılardır.