Kozmoloji, Evren ve İnsan – Temel Bilgiler ve Kavramlar
Kozmoloji Nedir?
Kozmoloji, Evren ve İnsan – Temel Bilgiler ve Kavramlar
Kozmoloji Nedir?
Kozmoloji, kısaca "evren bilim" demektir. İçinde yaşadığımız evrenin (kainatın, alemlerin) ne olduğunu, nasıl olduğunu, ona nasıl baktığımızı inceleyen bilim dalıdır. Kozmoloji şu temel soruları ele alır:
- Evren nedir?
- Dünya nedir, nasıldır?
- Evrenin yapısı insanı nasıl yönetiyor ve yönlendiriyor?
- Kur'an mesajının bu alanda söylediği bir söz var mı?
- Vahyin kozmoloji hakkındaki tutumu nedir?
İnsanın Başlangıcı ve Konuşmanın İcadı
İlk insan kavramı, klasik anlamda Adem ile başlatılır. Ancak burada "ilk insan" derken kastedilen, konuşmayı icat eden insanlardır. Konuşma tek bir bireyin değil, bir topluluğun eseridir. Çünkü:
- Konuşma bir diyalogdur; karşılıklı en az iki kişinin varlığını gerektirir.
- İki kişinin varlığı bile yeterli değildir; dil ancak birçok insanın bir arada olduğu bir ortamda gelişebilir.
- İnsanoğlu, birçok insanın bir arada olduğu bir ortamda konuşmayı icat etmiştir.
Konuşmanın icadı, insanlığın mucizevi bir başarısıdır. Konuşma ile birlikte:
- İnsan hafızası oluştu.
- Düşünme ve akletme becerileri gelişti.
- Bu beceriler konuşma olmadan gelişemezdi.
Düşünme, akletme ve hafıza kaydı geliştikçe insanoğlu etrafına bakmaya ve etrafını anlamaya çalışmaya başladı: Yağmur yağıyor, mevsimler dönüyor, hayvanlar var, bitkiler var, gece oluyor, gündüz oluyor, güneş var, ay var... İnsan bütün bunları anlamaya ve anlamlandırmaya çalıştı.
Tanrı Düşüncesinin Doğuşu
İnsanoğlu doğa olaylarını gözlemleyerek, bunların arkasında "birisi" olması gerektiğini düşünmeye başladı:
- Yağmuru yağdıran birisi olmalı.
- Geceyi çekip alan, gündüzü yerine koyan birisi olmalı.
- Bitkileri çıkartan, kar yağdıran birisi olmalı.
Bu düşünce son derece rasyonalist ve materyalist bir mantıkla oluşmuştur. Henüz algı tam gelişmediği için insanlar çok gerçekçi düşünüyorlardı: "Bunu kim yapıyor?"
Tanrının Mekanı: Gökler
O "birisi"nin göklerde olması gerektiği düşünüldü. Çünkü o dönemin dünyasında hem iyilik hem kötülük göklerden geliyordu:
- Yağmur göklerden geliyor (iyilik)
- Kar göklerden geliyor
- Güneş orada, ısıtan o
- Yıldırım oradan gözüküyor (kötülük/tehdit)
Her şey göklerden geldiği için, bütün bunları yapan varlık da göklerde olmalıydı. Bu varlığa her toplum kendi dilinde ve anlayışında bir isim verdi. Örneğin Kızılderililer "Manitu" dediler. İlle de "Allah" veya "Rab" denilmedi; her kültür kendi dilinde isimlendirdi.
Tanrının Kızgınlığı ve Ritüellerin Doğuşu
Tanrı zaman zaman kızgınlık gösteriyordu: yıldırım çakıyor, fırtınalar çıkıyor, seller ve depremler oluşuyordu. İnsanlara göre kızan bir tanrının kızgınlığını yatıştırmak gerekiyordu.
O dönemin bilgeleri/peygamberleri bu yatıştırıcı formülü buldular: Tanrıya kurbanlar ve adaklar adamak. Ne yazık ki ilk adaklar ve kurbanlar arasında bakire kızlar, genç kızlar ve belki de oğlanlar vardı.
İnsanlık bu aşamaya geldiğinde artık din oluşmuştu.
Keşif ve İcat Ayrımı
- İCAT: Hayatın içinde var olmayan, olaylardan neredeyse bağımsız olarak var edilendir. Konuşma bir icattır.
- KEŞİF: Var olanın farkındalığıdır. Tıpkı Amerika'nın keşfi gibi - Amerika zaten oradaydı, insanlık onu bir gün farkına vardı.
Tanrı düşüncesi bir keşiftir, icat değildir. İlk insanlar ilahi gerçekliği, eksik veya fazla, yeterli veya yetersiz bir biçimde keşfetmişlerdir. Bu keşfi nasıl gerçekleştirdiler? Varlıkta olan bitene anlam vererek.
İnsanlığın En Büyük Keşfi: Harekete Anlam Vermek
İnsanlık, varlıktaki hareketlere anlam vermeye başladığında en büyük keşfini gerçekleştirmiş oldu:
- Güneşin hareketi, ayın hareketi, gece-gündüz döngüsü, toprak, hayvanlar, yıldırım... bütün bunların bir anlamı olduğu düşünüldü.
- "Tanrı bizimle konuşuyor, bize mesaj veriyor" anlayışı doğdu.
- Bu, insanlığın en büyük keşfidir.
Bugün kuantumdan bahsediliyorsa, aslında en ilkel seviyesiyle ilk insanlar bunu refleks olarak keşfetmişlerdir: hareketi anlamlandırmışlardır.
Tanrı düşüncesine giden yol, harekete anlam vermekten geçer.
Panteizm Eleştirisi
"Göklerde birisi var" yaklaşımı, panteizmden (varlığı tanrı olarak görme) daha ileri bir seviyedir. Panteizmin eleştirisi:
- Varlık nasıl tanrı olabilir?
- Onun üzerinde tepiniyoruz, kırıyoruz, kesip biçiyoruz.
- Ormanları, ağaçları, hayvanları kullanıyoruz. Bunlar tanrı mı?
Bu nedenle ilk insanların "göklerde birisi var" yaklaşımı, panteizmden daha tutarlı ve ileri bir düşünce seviyesidir.
"Birisi var" ifadesi tam doğru olmasa da, bu "birisi"nin bir varlık mı yoksa bir hareket mi olduğu ayrı bir meseledir.
Ritüelleşme ve Sorunları
İlk dönemin bilgeleri/peygamberleri:
- Doğa olaylarını izah eden bir bilge kişi olarak ortaya çıktı.
- Olayları ritüelleştirdi, ibadete dönüştürdü.
- Kutsal mekanlar yaptı.
Ancak bu uygulamalar her zaman tutarlı değildi. İnsan kurban etmek gibi acı verici pratikler uygulandı. Kurban kesmekle tanrı teskin edilemez, sakinleştirilemez. Ama bu uygulamalar tarihte yapılmıştır.
Kur'an'da Adem ve Konuşma
Kur'an, insanlığı Adem ile yani konuşmayla başlatır. Önemli noktalar:
- Adem'den önce de insanlar vardır, ancak henüz konuşmayı icat etmemişlerdir.
- Konuşmayı başaran topluluk "halife" oluyor.
- Konuşmayı başaran bir topluluk hafıza ve muhakeme gücü kazanıyor.
- Kur'an, konuşan insanı esas alıyor.
İlgili ayetler ve kavramlar:
- "İnsanın üzerinden nice zaman geçti ki adı anılmaya değmezdi." → Konuşan, akleden, akıl yürüten insandan önceki nesiller Kur'an'ın muhatabı değildir.
- "Ben Adem'i yapıp tamamladığım zaman ona secde edin." → Hem biyolojik hem algısal tamamlanma gereklidir. Biyolojik tamamlanma gerçekleşmemişse, algısal tamamlanma da gerçekleşmemiştir.
Tarihteki Evren Modelleri
Düz Dünya Modeli (M.Ö. ~1600)
- Evren bir okyanus olarak tasavvur edilmiştir.
- Dünya, bu okyanusun içinde yüzen bir tabaktır.
- Çok kısıtlı bir evren modelidir.
Kozmik Yumurta Modeli (M.Ö. 1500-1200, Hindistan)
- Evren bir yumurtaya benzetilmiştir.
- Dışı beyaz, içi sarı; içinde ay, güneş gibi gök cisimleri bulunur.
- Bu modelde evren zaman zaman içine çöker ve tekrar varlık noktasına ulaşır.
- Bugünkü evren anlayışına (genişleme-çökme döngüsü) birazcık yaklaşan bir modeldir.
Atomist Model (M.Ö. 5. Yüzyıl)
- Her şey maddeden, maddenin en küçük parçası olan atomdan meydana gelmiştir.
- İnsanın kanı, kemikleri de atomdan meydana gelmiştir.
- İnsanın ruhu ise "incelmiş bir atom cinsi" olarak tanımlanmıştır.
- Milattan önce 5. yüzyılda ruh için maddi bir varlık/gerçeklik üzerinden açıklama yapılmıştır.
- Bu anlayış, bilgeler ve filozoflar arasında günümüze kadar gelmiştir.
Aristo'nun Evren Modeli (M.Ö. 4. Yüzyıl)
- Dünya merkezli (jeosantrik) bir evren anlayışı.
- Dünya evrenin merkezindedir.
- Ay, güneş, yıldızlar, galaksiler hepsi dünyanın etrafında dönmektedir.
- Bu dönüşte dairesel bir hareket çizerler.
Aristarkus'un Modeli (M.Ö. 3. Yüzyıl)
- İlk güneş merkezli (heliyosantrik) model.
- Dünya kendi ekseni etrafında her gün döner.
- Her yıl güneşin etrafında dairesel bir yörüngede döner.
- Sabit yıldızlardan oluşan bir küre ile birlikte hareket eder.
Batlamyus'un Modeli (M.S. 2. Yüzyıl)
- Dünya yine evrenin merkezindedir.
- Yıldızların dizilişi ve galaksilerin duruşundan hareketle göğün 7 kat olduğu tezi ortaya atılmıştır.
- Bu model İslam dünyasında çok konuşulmuştur (Kur'an'daki "yedi kat gök" kavramı bağlamında).
Kopernik Modeli (1543)
- Güneş merkezli evren modeli.
- En önemli tespiti: Gök cisimlerinin maddesi ile yerkürenin maddesi aynıdır.
- Bu tespit, kozmoloji bilimini metafizik özelliklerinden arındırmıştır.
- Öncesinde gök cisimleri ilahi, kutsal, manevi merkezler olarak görülüyordu: güneşe tapınılıyor, aya tapınılıyor, yıldızlar yol gösterici sayılıyordu.
- Kopernik ile birlikte gök cisimleri de yerküredeki varlık gibi maddesel bir gerçekliğe sahip oldu. Bu bir dönüm noktasıdır.
Galileo
- Kopernik'in evren modeline yakın bir modeli benimsemiştir.
- Hristiyan Engizisyon Mahkemesinde yargılanmıştır.
Newton'un Evren Modeli (1687)
- "Evren sonsuzdan itibaren var olmuş ve sonsuza kadar varlığını sürdürecektir."
- Evren hareketsizdir.
- Eleştirisi: Sonsuzdan var olmuş ve sonsuza kadar devam etmesi demek, varlığa ilahi bir özellik (ölümsüzlük, yok olmamazlık) vermektir. Bu, Newton'un tanrı anlayışıyla çelişkili bir durumdur.
Büyük Patlama (Big Bang) Modeli
- En son evren modeli.
- Nihayetinde bir teoridir; kesinleşmiş bir olgu veya bilim değil, bir tez ve kanaattir.
- Tıpkı önceki evren modelleri gibi bir modeldir.
- Önceki modellerin geçerliliklerini yitirdiği gibi, Big Bang modeli de gelecekte geçerliliğini yitirebilir.
- Bildiğimiz kadarıyla modeller oluştururuz ama bu modeller değişebilir.
Entropi ve Kur'an'ın "Her Şey Helak Olacaktır" İlkesi
Kur'an'da "Her şey helak olacaktır, O'nun yüzünden (zatından) başka" ayeti, Newton'un "sonsuz evren" anlayışını reddeder. Var olan her şey, varlık boyutunu sonsuza dek devam ettiremeyecektir.
Bu ilke, modern fizikte ENTROPİ yasası ile açıklanır:
- Bir vazoyu kırdığınızda, onu tekrar aynı şekilde geri getiremezsiniz.
- Çürüyen bir ağaç: ağacın ölümü gerçekleştiğinde, o ağacı bir daha aynı şekilde geri getiremezsiniz.
- Ölen bir insan da böyledir.
Önemli ayrım:
- Entropi yasası: Var olan düzen bozulduktan sonra aynı şekilde geri alınamaz. "Aynı şekilde" ifadesi kritiktir; yok olma söz konusu değildir, aynı forma dönüş imkansızdır.
- İnsanoğlu bir enerji kümesidir. Öldüğü zaman aynı insanı geri alamazsınız, ama ölüm o enerjinin yok olduğu anlamına gelmez.
- Her şey aynı zamanda enerjidir ve bu enerji nerede ise oranın özelliğine göre bir fonksiyon icra eder.
Tanrı Anlayışının Evrimi
Tanrı anlayışı, konuşmayı icat eden insanın keşfettiği ve anlam yüklediği değerden günümüze kadar bir evrim geçirmiştir. Temel ilkeler:
- Tanrı tarihi ile evrenin/kainatın/yerkürenin tarihi birbirinden ayrılmaz ve kopuk düşünülemez.
- Varlık algısı değiştikçe tanrı algısı da değişir.
- Ay, güneş, yıldızlar, yerküre, atomlar, kuantlar... bunlardaki gelişme ve değişme tanrı anlayışını da değiştirir.
Varlık Algısı - Tanrı Algısı İlişkisi
- Yerküreyle sınırlı bir evren tasavvur ediyorsanız, tanrı anlayışınız da o kadar sınırlıdır.
- Galaksileri gündeminize getirebiliyor ve onlarla ilgili tasavvur geliştirebiliyorsanız, tanrı anlayışınız da ona paralel olarak o kadar kapsamlı olur.
Evrim kavramı sadece biyolojik evrimi kapsamaz:
- Dinlerin evrimi vardır.
- Tanrı anlayışının evrimi vardır.
- Bu evrimsel süreç hayatın içindedir ve bunu görmemek körlüktür.
İlkel İnançların Günümüze Etkisi
İlkel toplulukların ritüelleri günümüzde hala uygulanmaktadır. Ne yazık ki bu ritüeller kutsal kitaplar üzerinden anlatılmaktadır:
- Müslümanlar için Kur'an üzerinden
- Yahudiler için Tevrat üzerinden
- Hristiyanlar için İncil üzerinden
Kur'an doğa olaylarından bahsederek mesajını verirken, ilkel kafalar gibi anlaşılma sorunu vardır. Örnekler:
- Yıldırımın "tanrının kamçısı" olarak adlandırılması
- Gök gürlemesinin "Hz. Ali'nin narası" olarak anlatılması
- Güneş tutulması veya ay tutulması sırasında teneke çalınması (güneşin/ayın açılması için)
Bunlar binlerce yıl geriden gelen inançlardır ve Kur'an mesajıyla yakın uzak ilgisi yoktur.
Kur'an'ın Önceki Kültürlere Bakışı
Kur'an'a göre her topluma kendi dilinden hitap eden bir uyarıcı/peygamber gönderilmiştir. Bu ilkenin sonuçları:
- Sümerler, Akatlar, Babil gibi medeniyetlerin her birinin birer peygamberi vardır.
- Kur'an'daki bazı kavramların Sümer veya diğer kültürlerden geldiğinin söylenmesi, Kur'an'ın kendisiyle çelişmez.
- Kur'an bunu kabul eder: "İsimlerini bildirdiğimiz peygamberler var, daha isimlerini bildirmediğimiz nice peygamberler var."
- "Sizden önceki ümmetlere emrolunduğu gibi siz de oruç tutun" ayeti, geçmişle sürekliliği gösterir.
- "Ben, benden önceki doğruları tasdik edici olarak varım" ilkesi, bilimsel mantığa da uygundur.
Bu yaklaşım, bilimsel tavırla paraleldir: Bir bilim insanı, kendisinden önce gelmiş olanın ortaya koyduğu tezi biraz daha geliştirir. İlahi olan da budur.
Peygamberlik kurumu ve din, evrimsel bir süreçten geçmiştir.
Çağın Değerleri ve İlahi İdrak
Kozmolojik ve bilimsel gelişmeleri dikkate alarak tasavvurları çağın değerleri üzerinden anlamlandırabilmek kritik öneme sahiptir. Çağın vermek istediği ilahi idrak, geçmiş nesillerin hayallerinin ulaşamayacağı kadar farklı ve derin olabilir.
Bu değişimi dikkate alarak:
- Tasavvurları çağın değerleri üzerinden anlamlandırmak gerekir.
- Çağın bize vermek istediği ilahi idrak çok farklı olacaktır.
- Geçmiş nesillerin hayalleri bu idrake ulaşamaz.
Temel Kavramlar Sözlüğü
- KOZMOLOJİ: Evren bilim; evrenin ne olduğunu, yapısını ve işleyişini inceleyen bilim dalı.
- PANTEİZM: Varlığı tanrı olarak görme anlayışı.
- ENTROPİ: Var olan düzenin bozulduktan sonra aynı şekilde geri alınamaması yasası.
- JEOSANTRİK MODEL: Dünya merkezli evren anlayışı (Aristo, Batlamyus).
- HELİYOSANTRİK MODEL: Güneş merkezli evren anlayışı (Aristarkus, Kopernik).
- BIG BANG: Büyük patlama teorisi; evrenin bir başlangıç noktasından genişlediğini öne süren model.
- HALİFE: Kur'an'a göre konuşmayı başaran, akıl ve muhakeme gücü kazanmış insan topluluğu.
- KOZMİK YUMURTA: Hindistan kökenli, evreni yumurta şeklinde tasavvur eden model.
- RİTÜEL: Tanrıya yönelik ibadet ve adak uygulamaları.
- TASDİK: Kur'an'ın önceki doğruları onaylaması ilkesi.
Kronolojik Özet
- Konuşmanın icadı → İnsan hafızası ve düşünme becerisi oluştu
- Doğa olaylarının gözlemlenmesi → "Birisi var" düşüncesi
- Tanrının göklerde olduğu fikri → İlk din anlayışı
- Kurbanlar ve adaklar → Ritüellerin başlaması
- M.Ö. ~1600: Düz Dünya modeli
- M.Ö. 1500-1200: Kozmik Yumurta modeli (Hindistan)
- M.Ö. 5. yy: Atomist anlayış (ruhun maddi varlığı)
- M.Ö. 4. yy: Aristo - Dünya merkezli evren
- M.Ö. 3. yy: Aristarkus - İlk güneş merkezli model
- M.S. 2. yy: Batlamyus - Dünya merkezli, 7 kat gök tezi
- 1543: Kopernik - Gök cisimlerinin maddesi = yer maddesi
- Galileo - Kopernik modelini destekledi, Engizisyon'da yargılandı
- 1687: Newton - Sonsuz ve hareketsiz evren
- Modern dönem: Big Bang teorisi
- Gelecek: Yeni modeller gelişecek, Big Bang da aşılacak
İlgili Kavramlar
Rab
Bireyin yaşam biçimini belirleyen ilke ve prensipler
Ruh
İnsanın bilinç ve farkındalık boyutu
Cin
Gizli kalan, görünmeyen gerçeklikler
Mucize
İlim ve hikmetle ortaya konulan üstün performans
Asa
İlim, hikmet ve argüman gücünün sembolü
Âdem
İnsanlığın sembolik temsili ve bilinç potansiyeli
İlgili Yazılar
Melek Kavramı — Kapsamlı Bilgi Dosyası (Bölüm 1)
Varlıklar iki temel kategoriye ayrılır: Hükmi varlıklar dış dünyada bağımsız gerçek varlıklar olarak mevcut değildir. Bunlar algısal gerçeklerdir, zihinsel değerlerdir. Gerçek varlıkların iman edilmesine ihtiyaç yoktur — dağ vardır, dağa iman etmeye gerek yoktur; nehir vardır, nehre iman etmeye lüzum yoktur.
Kur'an'da Sembolizm, Adem Kavramı ve İsimlerin Öğretilmesi
Kur'an'daki kıssalar (Musa'nın denizi yarması, İbrahim'in ateşe atılması, Nuh'un gemisi vb. ) tarihsel olarak gerçekten yaşanmış olaylar olarak değil, sembolik anlatımlar (misaller) olarak değerlendirilmelidir. Bu hikayeler insanlığın ortak deneyimlerinden beslenen, insanları etkileyen anlatılardır.
RAB KAVRAMI: KURAN PERSPEKTİFİNDEN KAPSAMLI BİR ANALİZ
Rab sözcüğü sözlükte şu anlamlara gelir: Rab sözcüğü Kur'an'da 962 yerde geçmektedir. Bu denli yoğun kullanım, kavramın önemini kendiliğinden ortaya koymaktadır. Araplar günlük dilde "Rabbül beyt" (evin rabbi) ifadesini kullanırlar.
Samiri ve Buzağı Kıssası - Kur'an'ın Özgün Mesajı
Samiri ve Musa arasında geçen kıssa, Kur'an'a özgü bir anlatıdır. Bu hikaye Tevrat'ta yer almaz; benzer bazı unsurlar bulunsa da bu tamamen Kur'an'ın özgün mesajlarından biridir. Kıssa, Taha Suresi 80-99.