Ana içeriğe geç
Kur'an Kıssaları

Kur'an'da Hz. Musa'nın Tur Dağı Deneyimi, Rüyetullah Meselesi ve Peygamberlerin Beşeriliği

1. Kur'an'da Peygamberlerin Eleştirilmesi ve Beşeriliği

Niyazi Balin10 dk okuma1.695 kelimeVideoyu izle

Kur'an'da Hz. Musa'nın Tur Dağı Deneyimi, Rüyetullah Meselesi ve Peygamberlerin Beşeriliği

1. Kur'an'da Peygamberlerin Eleştirilmesi ve Beşeriliği

Kur'an'da adı geçen peygamberler, vahyi mantık ve ilahi değerlendirme çerçevesinde hemen hemen hepsi eleştirilmiştir. Bu durum son derece tabiidir, çünkü Hz. Muhammed, kendisinden önceki peygamberlerin sonuncusu olarak mesaj vermeye başladığında, onlardan daha ileri bir anlayışa ve daha üstün deneyimlere sahip olması gerekiyordu. Hz. Muhammed, önceki peygamberlerin deneyimlerine duyum ve anlatım yoluyla sahip olduğu için, onların eksik bıraktıklarını ve yanlış yaptıklarını Kur'an aracılığıyla bize aktarmış oluyor.

Sadece önceki peygamberlerin hataları değil, Hz. Muhammed'in kendisi için de uyarılar mevcuttur. Kur'an'da birçok yerde "Biz seni uyarmasaydık az daha kayacaktın" gibi ifadeler bulunur. Bu, peygamberlerin birer insan oluşunun zorunlu sonucudur.

Geleneksel Anlayış ile Kur'ani Anlayış Arasındaki Fark

Gelenekte peygamberler kusursuz, mükemmel, adeta insan dışı, beşerüstü varlıklar gibi tanıtılır. Ancak Kur'an'a göre peygamberler "Ben de sizin gibi bir beşerim" diyen insanlardır. Peygamberlikten önce de, peygamberliğini ilan ettikten sonra da yanlış yapmışlardır ve yapabilirler. Bu durum bütün peygamberler için geçerlidir, çünkü peygamber olmak insan olmanın dışına çıkmak anlamına gelmez. Onların da beşeri zaafları vardır.

Kur'an'dan Örnekler

Hz. İbrahim'in Manevi Yolculuğu: Hz. İbrahim göğe baktığında yıldızı görüp "Bu benim Rabbimdir" dedi. Yıldız kaybolunca ay çıktı, daha büyük olduğu için "Ay benim Rabbimdir" dedi. Ay da kaybolunca güneş çıktı, en parlak olduğu için "Güneş benim Rabbimdir" dedi. Güneş de kaybolunca "Bu kaybolanlar benim Rabbim olamaz" sonucuna vardı. Bu süreç, İbrahim'in manevi yolculuğunda eksiklikleri ve yanılmaları olabildiğini gösterir. "Ben uful edenleri (kaybolanları) sevmem, benim Rabbim bunlar değil" sözü kendi arayışının ifadesidir, ümmeti için söylenmiş bir söz değildir.

Hz. İbrahim'in Diriliş Sorusu: Hz. İbrahim "Ya Rabbi, ölüleri nasıl diriltirsin, bana göster" demiştir. "İnanmıyor musun?" sorusuna karşılık "İnanıyorum ama kalbim mutmain olsun" demiştir. Bu, henüz tatmin edici, mutmain bir imana sahip olmadığını kendi diliyle ifade ettiğini gösterir. Tatmin edici bir deneyim yaşamak istemektedir.

Hz. Adem Hakkında: Kur'an'da Hz. Adem için "Onda vefa bulmadık" şeklinde bir ifade yer alır.

Bu Eleştirilerin Amacı

Bu anlatımlar peygamberleri aşağılamak için değildir. Amaç, peygamberlerin de insan olduğunu, hata yapabildiğini ve hatalarından ders çıkardığını göstermektir. Bu, herkes için önemli bir örnektir: Peygamber hata yapabiliyorsa ben de yaparım, ama peygamber hatasından dönmek ve hatasını telafi etmek için gayret sarf etmişse ben de yapmalıyım. Kur'an'ın bu tarz eleştirisi tutarlı bir üsluptur.

"Peygamberler hata yapmaz" sözü, tevhit anlayışına en aykırı ifadelerden biridir. Tevhidi mantığa ve anlayışa göre bütün peygamberler hata yapabilir. Hatasız olan yalnızca ilahi kudretin kendisidir. Onun dışında bütün insanlar hata yapar ve eksiklikle maluldür.


2. Hz. Musa'nın Tur Dağı'ndaki Talebi

Hz. Musa Tur Dağı'na giderek "Ya Rabbi, görün, ben Seni göreyim" talebinde bulunmuştur. Bu talep, Musa'nın uluhiyet (tanrılık) hakkındaki, Allah hakkındaki bilgisinin derecesini gösterir. Kur'an, olmayan bir şeyi talep ettiği için Musa'ya çok şiddetli bir eleştiri yapmıştır.

Ayetin Tam Gelişimi

"Ey Rabbim, göster bana kendini de bakayım sana" dedi. Rabbi ona buyurdu ki: "Beni katiyen göremezsin. Velakin dağa bak. Eğer o yerinde durabilirse, sonra sen de beni göreceksin." Daha sonra Rabbi tecelli edince dağı yerle bir etti. Musa da baygın düştü. Ayılıp kendine gelince: "Sen Sübhansın (aklım ermez Sana). Tövbe ettim. Sana döndüm ve ben inananların ilkiyim" dedi.

Ayetin Analizi

Musa tövbe ettiğini söylüyor. Ayet, Musa'ya yanlış yaptığını söyletiyor, tövbe ettiğini söyletiyor. Bu, ümmete bir şey göstermek için yapılmış bir şov değildir. Musa kendi anlayışını, kendi iç dünyasını anlamak istiyordu.

Musa o aşamada soyut bir ilah anlayışına henüz tam ulaşamamıştı. İnandığı ilahın görülebilecek bir varlık olduğunu tasavvur ediyordu. Peygamberler bir süreç yaşar ve bu süreçte toplumun baskısı da etkilidir ("Göster de görelim, biz de görmek istiyoruz Rabbini").

Musa'nın İçsel Deneyimi

Musa, içsel bir konuşmayla birtakım gerçeklere ve doğrulara ulaşabiliyordu. Ancak o içsel konuşmada kendisine seslenenin ne olduğu hakkında sağlam bir bilgiye sahip değildi. "Bana içten içe konuşan, bana doğruları hatırlatan kimdir?" merakıyla "Görün de göreyim Seni" demiştir. Cevap olarak "Lenterani — Sen beni göremezsin" denmiştir.


3. Dağ Metaforu ve Anlamı

"Dağa bak, eğer dağ yerinde durabilirse sen de beni görebilirsin" sözünde dağ, Musa'nın geleneksel ön yargılarını, kabullerini ve inançlarını temsil eder. Bunlar öylesine güçlü ve büyümüş kabuller, vahyi mesajın dışındaki inançlar ve ön yargılardır.

Temel mesaj: "O ön yargıların kırılırsa ancak ben senin için var olabilirim. Kültüre dayalı, insani ilişkilere dayalı, aileye dayalı kabullerin ve ön yargıların yıkılmadan sen beni göremezsin (idrak edemezsin)."

Buradaki "görmek"ten kasıt idrak etmektir. "Gözler onu idrak edemez" ayetinde olduğu gibi, gözle görülebilecek bir varlık olmadığı ifade edilir.

Tasavvufi Yorum ve Eleştirisi

Tasavvuf erbabı dağın Musa'nın bedeni olduğunu, "kendine bak" dendiğini ve bedeninin parçalandığını söyler. Ancak bu tutarsız bir yorumdur çünkü ayette "kendine bak" değil "dağa bak" denmektedir. Ayrıca beden parçalanmamıştır; bayılma, parçalanma değildir.

Doğru Anlam

Dağ, Musa'nın zihin dünyasındaki birikimleri ve ön yargılarıdır. "Sen onunla yüzleş. Onunla yüzleşmeden, o değerler dünyasından kurtulmadan, benim görülecek bir şey olmadığımı bile anlayamazsın. Onlar yıkılırsa, benim görülecek bir şey olmadığımı o zaman anlarsın."

Bayılma Metaforu

Musa'nın bayılıp sonra ayılması, gerçekle yüzleşme aşamalarında kendinden geçmeyi, şaşkınlık yaşamayı simgeler. Zihin dünyasındaki değişime karşı ayakta zor duruyordu. Çünkü değişim, insanı hem bedensel hem zihinsel anlamda ciddi şekilde sarsar. Bu, bütün gerçek yolunda yürüyenler için söz konusudur. Bayılma ve hatta ölüm bile bu sürecin sonucu olabilir.

Sürecin Zamansal Boyutu

Kur'an bu olayı kısa bir anlatımla sunar, ancak bu uzunca bir zamana yayılan bir süreçtir. İnsanın algı dünyasındaki birikimlerinden kurtulması bir günlük, üç günlük bir iş değildir; zaman alır. Kur'an bunu sembolik olarak anlatır.


4. Rüyetullah Meselesi: Allah Görülür mü?

Kavram

Rüyetullah, Arapça bir kavram olup "Allah'ı görmek" anlamına gelir. Bu mesele, Hz. Musa ile ilgili ayetler üzerinden tartışmaya açılmış ve gündeme gelmiştir. 8. yüzyılda, yani peygamberin vefatından yaklaşık 100-150 yıl sonra "Allah gözle görülebilir mi, görülemez mi?" tartışması başlamıştır. Bu tartışma kelam alimleri arasında yüzyıllarca sürmüştür.

Farklı Görüşler

Eş'ari ve Maturidi Kelamcıları: Allah'ın görülebileceğini ve bunun akli delillerle kanıtlanabileceğini söylerler.

Ehl-i Sünnet Alimleri: Kıyamet gününde kafirler göremez ama müminler görür derler.

Uzlaşma Girişimleri: Bir kesim Allah'ın dünyada da görülebileceğini söylerken, bir kesim dünyada görülemeyeceğini ama ahirette, cennette görülebileceğini savunur.

Mu'tezile Alimleri (Kadı Abdülcebbar): Allah'ın kesinlikle görülemeyeceğini çok şiddetli şekilde savunurlar. Argümanları: Gözler sadece bir yerde, bir yönde bulunan sonlu ve sınırlı maddi varlıkları görebilir. Allah ise bu türden bir varlık değildir. Göz; zaman, mekan içerisindeki boyutlu varlıkları görür. Allah bu cinsten bir varlık olmadığı için görülebilir denilemez.

Doğru Yaklaşım

Allah ne dünyada ne de kıyamette görülmez. Çünkü görülme, varlık (şeyler) için söz konusudur. Şeyler görülür. Allah şey cinsinden değildir, bu nedenle görülmez. Akli bilgiler de Allah'ın görülemeyeceğini teyit eder.

Kur'an'dan Delil: "Gözler onu göremez. O ise bütün gözleri görür. O lütuf sahibidir, her şeyden haberdardır." Bu ayet çok açık bir şekilde gözlerin Allah'ı göremeyeceğini ifade eder.

İbn Rüşd'ün Görüşü

Allah'ın görülebileceğini iddia etmek, O'nu teşbih (bir şeye benzetme) ve tecsime (cisimlendirme) götürür. Bu, İslam dünyası açısından küfürdür. Kur'an, Allah'ın hiçbir şeye benzemediğini, cisim olmadığını bildirir. Bu nedenle rüyetullah'ı reddetmek zorunludur.

İbn Rüşd'ün önemli bir tespiti: Alimlerin, rüyetullah ile ilgili ayetleri tevil ederek Allah'ın görülemeyeceğine inanmaları gerekir. Halk (avam) ise ayetlerin zahiri manasına uygun olarak görülebileceğine inanabilir, çünkü halk cisim olmayan bir varlığın mevcudiyetini düşünemez. Halk algısal anlamda somut varlıklara inanır; soyut düşünemez, soyut varlığı algılayamaz. Bu yüzden heykeller yapılmıştır, mukaddes nesneler boyunlara asılır, mukaddes mekanlarla dindar olunur.

Allah'ın Sıfatlarının Mecazi Olması

Kur'an'da Allah'ın "eli", "baldırı", "görmesi", "duyması" gibi ifadeler geçer. Bunlar mecazi, teşbihi anlatımlardır; bir şeyi benzeterek anlatmak içindir. Bunları lafzi olarak alıp "eli varsa eli vardır, gözü varsa gözü vardır" demek, soyut düşünme yetisinden yoksun bir yaklaşımdır.


5. Müşrik Kafası: Somut Kanıt Talebi

Kur'an'daki Müşrik Talepleri

Müşrikler Hz. Musa'ya "Bize göster, görmemiz lazım. Bir Allah'tan bahsediyorsun ama görmüyoruz" demişlerdir.

İlgili ayetler ve talepler:

  1. "Kitab-ı ehli senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişler ve 'Allah'ı bize açıkça göster' demişlerdi. Haksızlıkları sebebiyle onları yıldırım çarptı."

  2. "Bize kavuşmayı umayanlar (müşrikler) 'Bize ya melekler indirilseydi ya da Rabbimizi görmeliydik' dediler. Andolsun ki nefislerinde kendilerini büyük gördüler ve büyük azgınlık ettiler."

  3. "Söylediğin gibi göğü başımıza parça parça düşür veya Allah'ı ve melekleri söylediğine şahit getir."

  4. "Allah buluttan gölgelikler içinde meleklerle birlikte geliversin de iş bitirilsin."

Müşrik kafası: "Allah mı diyorsun? Göster bana. Melek mi diyorsun? Onu da göster. Şahit tut. Gökten sofra indir. Gökten kitap indir." Bu talepleri yapanları Kur'an suçlar: "Kendilerini büyük gördüler ve büyük azgınlık ettiler."

Gökten Kitap İnme Meselesi

"Kitab-ı ehli senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar" ayeti, gökten kitap indirme talebinin müşriklere ait olduğunu gösterir. Müşrikler kitabın göklerden gelmesini talep ediyorlar. Bu durum, Kur'an'ın gökten inmiş bir kitap olmadığını da gösterir; çünkü gökten kitap geldiğini iddia edenler müşriklerdir. Hz. Peygamber Kur'an'ı anlattığında "Bana gökten gelmiyor" diyordu; onlar ise bunu kabul etmeyip gökten inmesini talep ediyorlardı.

Geçmiş Müşriklik ile Günümüz Müşrikliği Karşılaştırması

Geçmişteki müşrikler: "Göster de görelim" diyorlardı. Ayı yar da görelim, denizi yar de görelim, ölüyü dirilt de görelim, gökten sofra indir gibi talepler. "Sen bunları yaparsan biz inanırız" diyorlardı.

Günümüzdeki müşriklik: Mucizelerin gerçekten olduğunu kabul edenlerdir. "Deniz yarıldı, ay yarıldı, ölü dirildi, bunlar oldu, gökten geliyor her şey" diyenler. Bunlar, geçmişteki müşriklerden bir adım daha ileridedir. Çünkü geçmiştekiler en azından "göster de görelim" diyorlardı; günümüzdekiler ise gösterildiğini, gerçekleştiğini kabul ediyorlar.

Kur'an'da mucizevi talepler reddedilir ve bu taleplerde bulunanlar suçlanır. Mucize kafası, olmayan şeyleri olmuş gibi benimsemektir. Geçmişteki müşrikler olmayacak şeyleri talep ettiler; günümüzdekiler ise bir adım ileri gidip bunların gerçekleştiğini iddia ettiler. İkisi arasında özde fark yoktur.


6. Musa Kıssasının Evrensel Mesajı

Kişisel Bir Hikaye Olarak Okuma

Musa'nın Tur Dağı deneyimi sadece tarihsel bir olay değildir. Bu anlatım:

  • Hz. Peygamber'in mağara deneyimine de işaret eder.
  • Dinleyicilere/okuyuculara "siz de bu aşamayı yaşamaya hazır olun" mesajı verir.
  • Musa ile sınırlı bir olgu değil, evrensel bir örnektir.

Algı Dönüşümü

Yaşam düzeyinde kazanılan ön yargılar ve aile içinden gelen ön kabullerden sıyrılmadıkça gerçek bir algıya ulaşılamaz. Hayatın ve hakikatin gerçeğine ön yargılardan arınmadıkça erişilemez.

Bu kıssa "Musa'nın hikayesi" diye dinlenmemeli, "benim hikayem" diye dinlenmelidir. Herkes kendi kendine sormalıdır: "Ben neyi görüyorum, neyi görmüyorum? Hayatın gerçekliği hakkında ne görüyorum, ne görmüyorum?" Bu sorgulama politik, ekonomik, siyasal, bilişsel her türlü bilgiyi kapsar.

Kur'an'ı Mesaj Kitabı Olarak Okuma

Kur'an bir mesaj kitabı olarak alındığında, bu kıssa "Algı dünyamı nasıl dönüştürebilir ve geliştirebilirim? Zihinsel genişlemeye, algısal genişlemeye nasıl ulaşabilirim?" sorusunu sormaya davet eder. Aksi takdirde bu anlatım sadece "Musa'nın masalı" olarak kalır ve "Musa'nın hikayesi bana ne?" denilir.


7. Temel Kavramlar ve Özet

  • Rüyetullah: Allah'ı görmek. Kur'an ve akli delillere göre Allah görülemez.
  • Teşbih: Allah'ı bir şeye benzetmek. Kur'an bunu reddeder.
  • Tecsim: Allah'ı cisimlendirmek. Kur'an bunu reddeder.
  • Lenterani: "Sen beni göremezsin" — Allah'ın Musa'ya cevabı.
  • Tevhit: Allah'ın birliği. Tevhidi anlayışa göre hatasız olan yalnızca ilahi kudrettir; peygamberler dahil bütün insanlar hata yapar.
  • Mucize eleştirisi: Kur'an'da mucizevi talepler reddedilir; mucizeleri gerçek kabul etmek, müşrik mantığının günümüzdeki tezahürüdür.
  • Dağ metaforu: İnsanın zihin dünyasındaki geleneksel ön yargıları, kabulleri ve inançları temsil eder.
  • Bayılma metaforu: Gerçekle yüzleşme sürecindeki şaşkınlık, sarsılma ve değişim sancılarını simgeler.
  • Peygamberlerin beşeriliği: Bütün peygamberler hata yapabilir; bu Kur'an'ın tutarlı bir üslubudur.
  • Kur'an'ın gökten inmediği: Gökten kitap indirme talebi müşriklere aittir; Kur'an gökten inmiş bir kitap değildir.
  • Algı dönüşümü: Ön yargılardan, kültürel kabullerden arınmadıkça gerçek algıya ulaşılamaz; bu mesaj herkes içindir.

İlgili Yazılar

Temel Kavramlar

RAB KAVRAMI: KURAN PERSPEKTİFİNDEN KAPSAMLI BİR ANALİZ

Rab sözcüğü sözlükte şu anlamlara gelir: Rab sözcüğü Kur'an'da 962 yerde geçmektedir. Bu denli yoğun kullanım, kavramın önemini kendiliğinden ortaya koymaktadır. Araplar günlük dilde "Rabbül beyt" (evin rabbi) ifadesini kullanırlar.

Niyazi Balin8 dk21 kavram
Kur'an Kıssaları

Samiri ve Buzağı Kıssası - Kur'an'ın Özgün Mesajı

Samiri ve Musa arasında geçen kıssa, Kur'an'a özgü bir anlatıdır. Bu hikaye Tevrat'ta yer almaz; benzer bazı unsurlar bulunsa da bu tamamen Kur'an'ın özgün mesajlarından biridir. Kıssa, Taha Suresi 80-99.

Niyazi Balin10 dk18 kavram
Metodoloji

Kur'an'da Sembolizm, Adem Kavramı ve İsimlerin Öğretilmesi

Kur'an'daki kıssalar (Musa'nın denizi yarması, İbrahim'in ateşe atılması, Nuh'un gemisi vb. ) tarihsel olarak gerçekten yaşanmış olaylar olarak değil, sembolik anlatımlar (misaller) olarak değerlendirilmelidir. Bu hikayeler insanlığın ortak deneyimlerinden beslenen, insanları etkileyen anlatılardır.

Niyazi Balin10 dk21 kavram
MetodolojiKur'an ve Sembolizm

Kur'an ve Sembolizm — Bölüm 1

Bu belge, Kur'an'ın sembolik dili, mecazi ifadeleri, temel kavramları ve ayetlerin yorumlanma biçimlerine dair kapsamlı bir bilgi kaynağıdır. Kur'an mesajını anlama, sembolik dili çözümleme ve ayetleri hayatın gerçekliği içinde değerlendirme yaklaşımını temel alır. Kur'an, mesajlarında son derece güçlü bir sembolik dil kullanır.

Niyazi Balin12 dk22 kavram

Temel İlkelerimiz

Bu platformun dayandığı dört temel yaklaşım.

Akıl ve Mantık Temelli

Kur’anı geleneksel kalıpların ve Aristo mantığının dışında, kendi iç mantığıyla anlamaya çalışıyoruz.

Kur’an Merkezli

İsrailiyat etkisini, hadis rivayetlerinin sorunlarını ve Tevrat kaynaklı anlatıları eleştirel gözle değerlendiriyoruz.

Sorgulayıcı

Sorgulamak imanın zıttı değildir. Kur’an sürekli olarak “akletme”, “düşünme” ve “tefekkür” çağrısında bulunur.

Yaşam Odaklı

Din, ölüm sonrası için değil, yaşam için bir rehberdir. Cennet ve cehennem bu dünyanın kavramlarıdır.

Arama

Sayfa, yazı veya kavram arayın.